264 syf.
·6 günde·9/10
Ülkemizde 1940 yılına gelindiğinde 6 yaşın üzerindeki nüfusun %78’i okuryazar değildi. Köylerde ise bu oran %90’dı. O dönemlerde nüfusun çoğunluğu kentlerde değil köylerde yaşamaktaydı. Köylü milletin efendisi değil, ağasının kölesiydi. Bunun en önemli sebebi ise cahillikti. Bu durumda olan bir ülke nasıl gelişebilirdi?

Sonunda Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç önderliğinde, temellerini Atatürk’ün attığı “Köy Enstitüleri” kuruldu. Okuryazarlığın en alt seviyede olan köylerde klasik müzik sesleri çınlamaya, tiyatrolar izlenmeye başlandı. Sadece güzel sanatlar değil tarım, hayvancılık, dikiş-nakış, inşaatçılık gibi birçok konuda eğitim verildi. Köylüye, hakkını araması öğretildi. Bu durum maalesef bazı kişilerin hoşuna gitmedi ve “Köy Enstitüleri” kapatıldı.

“Köy Enstitüleri” konusunda anlatılacak ve konuşulacak o kadar çok şey var ki…

Biraz da kitaptan bahsedelim. “Köy Enstitüleri” uzun zamandır merak ettiğim bir konuydu. Bu konuda hangi kitabı okumalıyım derken meslektaşım Ahmet Özgür Türen’in 2018 basımı bu kitabını gördüm. İçeriği ve anlatım tarzını çok beğendim ve okuma listeme hemen ekledim. Türen, enstitülerin kuruluşundan kapanışına kadar geçirdiği süreci akıcı bir dille okuyucularına aktarmış. “Köy Enstitüleri” konusunu merak ediyorsanız bu kitap iyi bir başlangıç kitabı olabilir. Daha sonra bu konu hakkında yazılan onlarca hatırat ve kitapları sırasıyla okuyabilirsiniz. Özellikle Fay Kirby’nin “Türkiye’de Köy Enstitüleri” kitabı bu konu hakkında en önde gelen eserlerden biridir.

“Köy Enstitüleri” hakkında bir kitap okumadan önce Yaşar Kemal’in İnce Memed kitabını okumanızı tavsiye ederim. 1930’lu yılların köy yaşamı hakkında fikir edindikten sonra “Köy Enstitüleri” hakkındaki bilgiler ufkunuzu daha da genişletecektir. Herkese keyifli okumalar dilerim.