Onuncu yaş, on birinci yaş ya da on ikinci yaşa benzemiyordu on üç. Söylerken bile ağızda büyüyordu. Sanki on iki yaş bir sınırdı da o eşikten geçinci bir daha geriye dönülemeyecekti. Küçük güvenli denizinden, koyumsu mavi ve gittikçe kararan bir okyanusa doğru gitmek gibi.