209 syf.
"Biz kendimizi bilmiyoruz, biz bilenler, biz kendimiz, kendimizi bilmiyoruz: iyi bir nedeni var bunun. Hiç aramadık kendimizi - nasıl olacak da bulacağız kendimizi günün birinde?"

Sözleriyle başlayan kitabında Nietzsche, ilk bölümde dilbilimsel yolla 'iyi' 'kötü' 'fena' kavramlarını irdeliyor. İyi kelimesinin kökenine ve bu köken ile ilgili kelimelere bakıldığında asil'lere ait olmaya çıkıldığı; kötü kelimesinin kökeninden de basit, aşağı olmaya çıkıldığı görülüyor. Burada asillik, asil olma, bir 'hayir' üzerinden 'evet'e ulaşmadan 'evetleme' yapabilmektir. Asil, sokakta köpeğe et atmak için iyi'nin zittina ihtiyaç duymaz; günah, cehennem, ateş gibi kendisini korkutacak durumlara ihtiyaç duymaz aynı zamanda bir merhamete de. Asil kendiliğinden buna yönelir; hiçbir yaftaya ve tesvige gerek kalmadan; efendi iyiliği diyebiliriz sanırım. Basitlik, basit olma ise bir iyi ortaya koymak için bir kötüye muhtaç durumdadır. ("Kim günün birinde 'yeni bir cennet' kurmuşsa, gerekli gücü kendi cehenneminde bulmuştur…") Sokaktaki köpeğe et atmak için, et atmamanin kötü olmasi zorunlulugu duyar; bunun bir tık ötesinde de atmamasinin bir ceza gerektirmesine ihtiyaç duyar. Köle iyiliği diyebiliriz.

Nietzsche, 'efendi iyiliginin' uzun zaman neticesinde 'köle iyiligi' tarafından mağlup olduğuna ve insan zihninde de bu kavramların tersyüz edildiğini söylemektedir. Bunu en başarılı şekilde yapanlar olarak da Yahudileri gösterir.

Kitabın ikinci bölümünde suç ve ceza kavramlarını irdelenir. Bu bölümde, unutkanlığın kucağında mutlu olan insanın hayatta kalması için belleğe ihtiyaç duyması ve bunu ceza (ne kadar siddetli olursa o kadar bellege faydali) ile yapması neticesinde gelişen borçlu-alacakli, peşine sözleşme kavramları ile insanın şekillenen ruhunun izleri sürülmektedir.

Son bölümde, insanın acı çekmesine anlam arayışına çare olarak ortaya çıkan 'çileci idealler'in sonuçları irdelenir. İnsan, başlarda şiddeti, cezayı, sevgiyi, cinselliği yani doğasında olan her şeyi çok doğal bir şekilde yasayabiliyorken, onun anlam arayışı; burada kitapta mercek tutulan acı duymasına anlam arayışı onun yarattığı ahlak anlayışı ile bu doğal şekilde yaşadığı şeyleri artık cekinerek yaşamaya, kendisini izleyen ve acı duymasının sebebi olan gözden cekinerek yaşamaya başlamıştır. Bu yeni durum insanın eskiden dışa doğru olan içgüdülerini kendi içine döndürmesine sebep olmuştur. İşte bu noktada 'çileci idealin' zirveye çıkmasına neden olmuştur. Bu idealin zirve yapması ile birlikte insan, yaratılan kurallar, iyi - kötü kavramları (zamanla tersyüz edilmesi unutulmustur) ile acidan beslenen, acidan iyilik doğuran ve bu yüzden tarihin belirli anlarında büyük vahşetlere imza atan bir hal içine girmiştir. Bu ideal insanın anlam arayışıni neticesinde düşen omuzlarıni yeniden diklestirmis, eline bir oyun hamuru verip hayatına devam edebilmesini sağlamıştır.
Nietzsche de bu idealin faydalarını yadsimiyor yalnızca bunlar bazı noktalarda fayda verdi diye bunları doğru diye kabul etmiyor. Ayrıca, bu idealin insanın sorunlarını kısa vadede sorunları çözdü gibi gözükse de uzun vadede, oyun hamurundan kafasını kaldirdiginda aslında daha büyük sorunlarla karşı karşıya kaldığını ortaya koymaktadır.
Bunlardan dolayi insanın sırf anlam ve amaç bulacağım diye temelleri; kendisinden mutlak tiksinti veya kendisine mutlak merhamet üzerine olan ideallere sarılmasinin çare olmadığını söylemektedir.

"Onun sorunu acı çekmenin kendisi değil, 'ne uğruna acı çekiyorum?' sorusunun çığlığına yanıt olmayışıydı."

"Acı çekmek değil, acı çekmenin anlamsızlığıydı şimdiye kadar insanın üzerine çökmüş olan lanet, - ve çileci ideal bir anlam sundu ona!"

İnsan, "anlaşılmayanı, bilinmeyen olarak bırakmaktansa, onu hayranlık duyulacak bir nesneye dönüştürme alışkanlığı" olan bir hayvan. Bu zamana kadar hep bu nesne ve bu nesnenin etrafında rahiplerin oluşturduğu ikincil nesneler ile hayatına devam etti insan. Nietzsche, anlaşılmayani, bilinmeyen olarak bırakalım ve onun etrafında bir ikincil, üçüncül nesneler yaratmadan insanca pek insanca yaşayalım demektedir.

Bunlar tabiki Nietzsche'den benim kendi çıkarımim, onun yazdıklarından anlayabildigim kadariyla şekillenen düşüncelerim ve vardığım sonuçlardir. Yüzde yüz Nietzsche ve felsefesi budur demedigimi belirtmek isterim.

"Ve insan, hiç istememektense hiçliği istemeyi yeğler…"

Keyifli okumalar