126 syf.
·10/10
https://www.instagram.com/...;igshid=e7cxt0wolefe

Genç bir delikanlı olan Werther toplumdan ve şehirden kaçarak sessiz sakin, küçücük bir yerleşim birimine taşınır. Taşındığı bu yerde Lotte isimli bir genç kıza aşık olur, kız Werther ile dostluğunu paylaşır fakar Albert adında başka bir gençle nişanlıdır. Kitap, Werther'ın Lotte'ye olan aşkı ile adım adım intihara yaklaşmasını anlatır.

Genç Werther'ın Acıları, Goethe'yi üne kavuşturan romanı olarak biliniyor. Kendi yaşanmışlıklarını yazdığı da güçlü söylentiler arasında. Ama beni kitapla ilgili asıl heyecanlandıran ve etkileyen, kitap yayımlandıktan sonra Almanya'da intihar vakalarında ciddi bir artış olmuş ve sokaklarda sarı pantolon mavi ceketli melankolik gençler artmış. Bunu öğrendiğim zaman oldukça heyecanlandım ve kitabı 'nasıl bir toplum ki bir kitap okuyor ve intihara meyledebiliyor' düşüncesiyle okudum. Günümüzde aynı etkiyi yaratamayacak elbette ama modaya ve insan hayatına bu denli etki etmiş bir eseri okuduğum için çok mutluyum. Kitabın içerisinde hemen hemen her sayfada en az iki cümlenin altını fosforlu kalemle çizmişim. Yazarın tespitlerini aktarışı bende çok güzel izler bıraktı çünkü.

Roman mektup tarzında yazılmış ve yoğun betimlemelerle dolu. Çok fazla betimleme sevmediğim için az buçuk bu betimlemelerden sıkıldım ama kitabın etkisini kesinlikle azaltmıyor bu. Goethe'nin kalemine sağlık :)

Son olarak romanda yine derin bir sınıf ayrımı göze çarpıyor. Hem de görgüsüzlüğe ve aşağılamaya varacak şekilde. Bunu, çok iyi anlaşan iki insan olan Kont ve Werther'ın, Kont'un verdiği davette sırf soylu değil diye oradan kovulmasından anlayabiliyorum. Yani bu sınıf ayrımı değil bildiğiniz sınıf uçurumu. Her dönemde malesef olan ve o dönemin de eserlerine yansıyan bir önemi olduğu için bu konuyu es geçemezdim.

Klasik okumayı sevmeyen varsa bile bu eser ile başlayabilir zira her ülkenin edebiyatı ve klasiklere kattıkları farklı. Ben toplumda böyle bir etki yaratan kitabı okumadan geçemezdim.