1552 syf.
·42 günde·9/10
''Merhaba sevgili oğlum,'' dedi Binbaşı ciddi bir ifadeyle.
''Onca yıllık ayrılıktan sonra tekrar buluşmamız ne büyük mutluluk!'' dedi bir kez daha kapıya bakarak.
''Gerçekten de, uzun süre ayrı kaldık.''
''Mösyö, kucaklaşmayacak mıyız'' diye sordu Andrea.
''Nasıl isterseniz, oğlum,''

Evet arkadaşlar, bu diyalogları okuduktan sonra kitaba karşı yapmak istediklerimi sanırım çok güzel özetleyen bir video:

https://www.youtube.com/watch?v=7trpjBTyQR4

Ya babasını 10 yıldır görmüyor, otomatik olarak babasını da oğlunu görmüyor ve 10 yıl sonra karşılaşıyorlar. Bunun sonucunda noluyor ? ''mösyö mösyö, oğlum siz, baba siz, kucaklaşalım mı, ay bilemedim ki şimdi gidip öpsem mi''

Yetti , bıktım ben böyle şeylere alışkın değilim, bu ne resmiyet yapma gözünü seveyim. Yine saçma sapan bir girişle başlattım incelemeyi ama kitapta en çok eksik bulduğum şeyi dile getirerek ve 1 puanın nereden gittiğini belirterek incelemeye başlamak istedim. Kitapta duygu denen şey neredeyse yok. Bazı kısımlar var, inanın çok duygusal; ama ne zaman ki diyaloglar kuruluyor, sevgililer geliyor falan hiç bir duygu kalmıyor. 17 yaşında iki genç, biri ona siz diyor biri buna siz diyor, ismiyle bile hitap etmiyor ki sonra niye bu çocuk beni bıraktı sonra bu niye benden ayrıldı. Neyse, burayı bu kısımda bitiriyorum. Artık kitabı anlatma kısmına geçmek istiyorum; çünkü sırf anne oğluna siz diyor diye güzelim kitabı sanki bundan ibaretmiş gibi göstermek istemem.


Monte Cristo Kontu, gerçekten çok güzel bir eser. Klasikler içerisinde neden bu kadar popüler olduğu aslında kitabın ilk başlarından anlaşılıyor.

Bende çok uyduruk bir yayın evinden çıkma 700 sayfalık bir basımı vardı, 1-2 yıldır kitaplığımda duruyordu ve okumadım. 2 Cilt basımı bekledim ve haberim olduğu gibi sipariş ettim. Fantastik kitaplara o kadar çok ilgim var ki, arada bir klasik okuyup nefes almak insana çok güzel geliyor.

İlk 500 sayfayı okurken inanın hayatımın romanı olacağını düşündüm. Kitaptaki If şatosu olsun, Faria olsun, hikaye olsun o kadar güzel işlenmiş ki, ilk başlarda elimden bırakamadım. Tabi bunda Esaretin Bedelinin de payı büyük.
******* Bu yıldızın altı az bir şey spoiler, ama okusan da olur. Bence spoiler bile saylanmaz da birileriyle papaz olmamak için uyarımı yazayım dedim.

Stephen King'in Esaretin Bedelini yazarken bu kitaptan etkilendiği bariz bir şekilde ortada bence ( evet, o kitapta Stepen'ın, başka kim yazabilirdi ki ?). Bir iftirayla 10 küsür yıl mahkum edilen bir adam, hapishanedeki yemeklerin kötü olması, sevdiği kızdan olması, hapishanede kendine arkadaş edinmesi, ölüm ve yaşam arasında basit bir seçim yapmak zorunda olması ve en sonunda da kafasını kullanıp hapishaneden kaçması...

Açıkcası kitabın bu kısımları olağanüstü düzeyde işlenmiş. Faria karakterinin bilgeliğine, saçma sapan maddeleri kullanarak yaptığı hapishane icatlarına ve kitabın sonuna kadar hikayeyi şekillendirmesi gerçekten muazzam. He, ne zaman ki bunlar bitti, Edmond denen velet sosyeteye karıştı işte o zaman kitap bozdu ya da ben ayak uyduramadım. 600-1100. sayfalar arası o kadar gereksiz diyaloglar geçti ki belli bir yerden sonra araya başka kitaplar sokmaya başladım. Çünkü çok bunalttı. Bizim sınıftan bir arkadaşım da benimle aynı anda okuyordu, onun elindeki 700 sayfalık kısa versiyonuydu( evet evet, deminden beri söylediğim benim kütüphanemdeki versiyonu. Aynen öyle, ben verdim kitabı). Bendeki gereksiz diyaloglara bakıyorum onda yok ya da çok kestirip atılmış. Onun dışında önemli yerlerden hiçbir azalma yok. Ben takıntılı bir insanım, maalesef kısaltılmış olan kitabı okumam ve kitabın ruhunu bitirdiğine inanırım, kimseye de tavsiye etmem.; ama sanırım bu kitap için kısaltılmış okursanız çok sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Monte Cristo okumadığınız için kendinizi çok kültürsüz hissediyorsanız, maalesef kitabı kullanarak hava atamıyorsanız ve kız arkadaşınızın da en sevdiği kitap falan sa 200 sayfalık versiyonu da okuyabilirsiniz, hiç sıkıntı yok.

Kitapla ilgili çok fazla olumlu yorumlar var, şahsen uzun zamandır okuduğum en iyi kitaplardandı. Bu kadar şikayetçi olmamın sebebi farklı bir yorum getirmekti. Çoğu insanın kitapta sevmediği bazı özellikler var ve nedense dile getirmemişler. Ben çok sevmeme rağmen bunlara değinmeden geçemedim. Belki de aksiyonu çok sevdiğimden dolayı sosyete kısımlarında kitaba alışamamışımdır, zevkler ve renkler tartışılmaz. Deneyin ve tarafınızı seçin derim, kesinlikle okunması gereken bir eser.