·1062 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Şubat 2019 15:45 İlk baskısı 1878’ de yapılan “Anna Karenina” gelmiş geçmiş en büyük roman olma sıfatını fazlasıyla hakediyor. Okurken romanın dünyasında kayboluyorsunuz nefesinizi tutarak okuyor ve onlarla yaşıyorsunuz, hayatınızın parçası haline geliyorlar. Tolstoy sadece toplumsal değil karakterlerin duygu ve psikolojilerini de yanİ ruh dünyalarını mükemmel şekilde tasvir ediyor. Dönemin kültürü, giyim kuşam, eğitim, siyasi durumlar, felsefe,coğrafya, iş hayatı, tarım ve hayvancılık,avcılık, ulaşım, hastalıklar,evlilik, gelenek ve görenekler, örf adetler, dini ritüeller, mimari, tiyatro, balo, müzik anlayışı, spor, at yarışları, askeri düzen, iyi insan olma, paranın gücü ya da olmaması hususundaki güçsüzlük, çocukların eğitimi, sütannelik, dadılık, mürebbiyelik ve daha fazlası... Romanın yazıldığı döneme bakacak olursak yazarın her konu hakkında detaylı bilgiye sahip olması ve ileri görüşlülüğü onun büyük bir yazar olma hakkını kat kat hakettiğini gösteriyor.
Vronskiy ile gözü kara ve kendi hayatından vazgeçecek kadar cesur oluyor, pişmanlık duyuyor,
Levin’in çalışma azmi, hırsına bürünüyor ve hayatı sorguluyor (ki yazar kendini bu karakterle özleştiriyor),
Nikolay’ ın hastalığı ve son günleriyle üzülüyor,
Dolli ve Aleksey ile aldatılıyor,
Stepan ile hayatı umursamıyor,
Seryoja’ nın çaresizliğine yüreğiniz dağlanıyor,
Anna ile aşık oluyor, kıskanıyor, acı çekiyor ve ölüyorsunuz...