(Hikayemiz; Ahmet isimli özel sektörde çalışan bir baba, Neriman isimli ev hanımı olan anne, Özlem ve Samet adlarında çocukları olan bir ailede geçmektedir.)

-Canım ben geldim.

-Hoşgeldin Ahmet. Nasıl geçti günün?

-Hoş bulduk. Yorucu bi gündü. Şu bizim patronla yine tartıştık.

-Sende amma çok tartışıyon patronunla. Bi gün kapı dışı edecek seni o zaman görücem ben seni.

-Sadece ben tartışmıyorum ki, adam herkesle kavgalı, kimse beğenmiyor adamı ama işte napçan. Para onda. Neymiş efendim kârlılığımızın artmamasının sebebi bizlerin yüreklerimizi ortaya koymayışımızdan kaynaklanıyormuş. Ya sen %15 zammı bile bize çok gör. Sonra yürekten falan bahset. Eğer şirket kazansın istiyorsan önce bizlerin kazanmasını sağlaman lazım dedim. Sonra sen odama bi gel bakalım dedi. Ondan sonrası malûm. Amaaan neyse. Çocuklar napıyor?

-Napacaklar televizyon seyrediyorlar.

-Bu çocuklarda çok televizyon seyrediyorlar hanım. Bi gün kırdıracaklar bana televizyonu.

-Bundan en çok sen zararlı çıkarsın bence. O yüzden hiç düşünme canım.

-Yok yok. Bi gün parçalayacam bak görürsün.

-Hadi bırak şimdi televizyonuda. Çocukları da al gel. Yemekler hazır.

-Samet, Özlem hadi gelin mutfağa. Yemek hazırmış.

Samet:
-Ben gelmicem. Çivgi film izliom ben.

-Ne demek çizgi film oğlum. Akşam olduğu zaman yemek yenir. Televizyon kapatılır. Hadi kızım, kardeşini al da gel.

Özlem:
-Yok baba. Ben getiremem.

Baba:
-Nedenmiş o?

Özlem:
-Biz kardeşimle anlaşma yaptık. Benim sevdiğim bi yarışma programı vardı. Onu izletirsen ben de sana çizgi film izlemene izin veririm demiştim. Şimdi onun zamanı. Hem sen dememişmiydin. Verdiğiniz sözleri tutun diye. Ben bi söz verdim, sözümü tutuyorum.

Baba:
-Ama kızım bu konu...

Özlem:
-Ben anneme yardım etmeye geçiyorum mutfağa.

Baba:
-Oğlum, Samet. Hadi kapatalım televizyonu. Bak anne mis gibi yemekler yapmış, hem birazdan haberler başlayacak, zaten kapatacam o zaman.

Samet:
-Bana ne, bana ne. Gelmicem. Ben aş diilim.

Baba:
-Oğlum yeter ama artık, verir misin kumandayı bana.

Samet:
-Hayıy, veymem.

Baba:
-Ee yeter ama artık oğlum, ver şu kumandayı.

Samet:
-Hayıy veymem, kumanda benim.

Baba:
-Oğlum o oyuncak değil. Bak kumandayı verirsen sana çikolata aldım, onu veririm.

Samet:
-Hani, neyde neyde?

Baba:
-Len oğlum rüşvetsiz sana iş yaptıramıyacak mıyız?

Anne:
-Bu akşam benim dizide Emelle İrfan'ın çocuklarıyla ilk karşılaşması olacak. Ayy çok merak ediyorum.

Baba:
-Canım nesini merak ediyon acaba? Sanki devlet sırrını açıklayacaklar. Çocuğun karnesini beklerken böyle heyecanlı değildin.

Anne:
-Sen hiç konuşma kocacım. Dün akşam bize selam bile vermeden televizyonda bilmem hangi iki takımın final maçı var diye heyecandan sana söylediğim onca sevgi sözlerini bile duymayan sen değildin sanki.

Baba:
-Dünü karıştırma o özel bi maçtı. Kesin izlemem gerekiyordu.

Anne:
-Bizim evlilik yıldönümümüzün daha özel olduğunu düşünmüştüm ama.

Baba:
-Canııım ben bu konuda sana özürlerimi bildirmiştim. Neden şimdi eski defteri açıyorsun? Hemen yemeğimizi yiyelim de haberleri kaçırmayalım.

Özlem:
-Yemekler çok güzel olmuş anne. Eline sağlık.

Baba:
-Eline sağlık karıcım, yine döktürmüşsün.

....

-Baba:
-Oğlum kumandayı nereye sakladın?

Samet:
-Söyleyim ama bana çivgi film açarsan.

Baba:
-Oğlum az önce izledik ya. Yetmedi mi?

Samet:
-Ama az izledim.

Özlem:
Baba bana Karlar Ülkesini açacaksan demi.

Samet:
-Çivgi film, çivgi film, ben çivgi film izlemek istiyorum.

Baba:
-Çocuklar bi susun ya. Sizin yüzünüzden ne konuştuklarını anlayamıyorum.

Anne:
-Oh sonunda bulaşıklar da bitti. Dizimi seyredebilirim.

Baba:
-Hayrola canım ne dizisi?

Anne:
-Ne demek ne dizisi? Sende balık hafızası var herhalde. Ben sana mutfakta ne dedim.

Baba:
-Sen mutfakta bana birşeyler söyledin ama ben onaylıyorum tamam demedim ki.

Özlem:
-Baba neden açmıyorsun Karlar Ülkesini?

Samet:
-(ağlayarak) Ben çivgi film izlemek istiyorum, çivgi film, çivgi film.

Anne:
Reklamlar başlamıştır, birazdan özete geçer, aç bakalım, benim dizimi, "Ben Sana Tutuldum" başlamak üzere.

Baba:
-Dizilere tutulduğun kadar birazda bana tutulsaydın.

Anne:
-Futbolcular maaşlarının primlerini sana gönderiyorlardı zaten demi. Hıhh diyene bak.

Baba:
-Canım zaten özet veriyorlarmış haftaya hem özeti, hem de yenisini izlersin olmaz mı?

Anne:
-Hayır efendim kesinlikle olmaz. Hem zaten geçen haftaki bölümü de tam izleyememiştim çocukların istekleri yüzünden. Hem sen ne izleyeceksin, haberlerde bitti. Verir misin şu kumandayı?

Baba:
-Hayır vermem kumandayı. Ne demek ne izleyecem, İspanya Kral kupası maçı var.

Anne:
-Krallık mı kaldı bey. Burada demokrasi var. Benim dediğim olacak. O dizi izlenecek. Ver şu kumandayı.

Özlem:
-Anne, baba benim sinemamı neden açmıyorsunuz? Ben Karlar Ülkesini izlemek istiyorum.

Anne-Baba (ikisi birden)
-Kızım sen bi sus.

Özlem:
-Neden susacakmışım, bende bi bireyim bu ailede benim de haklarım var. Verin kumandayı bana.

Baba:
-Bu maçın tekrarı yok hanım.

Anne:
-Yoksa yok bana ne. Her gün özetini uzun uzun veriyorlar maçların onları izlersin. Zaten hepsi aynı. Bissürü adam bi topun peşinden koşturuyor. Ne değişiyor ki? Hadi ver artık kumandayı.

Baba:
-Sen daha baştan yenik başlıyorsun maça. Ay pardon yenik başlıyorsun mevzuya. Bi kere maçta estetik var, heyecan var, güzellik var, ruhumu okşayan yanı var.

Anne:
-Benim dizimde o anlattıklarının on katı var. Hemde koşmadan, acele etmeden oynuyorlar, çok daha zevkli. Şimdi çok uzadı mevzu. Alayım şu kumandayı.

Samet:
-(ağlayarak ve zıplayarak) Ben çivgi film izlemek istiyorum, çivgi film, çivgi film, çivgi film.

Özlem:
-Hayır kardeşim. Benim sinemam izlenecek.

Baba:
-Oooffff çok sıkıldım ben. Zaten akşama kadar patronun dırdırını çekiyorum, burda da siz başlamayın.

Anne:
-Gidin bakayım siz odanıza çocuklar. Bey dizinin özeti bile bitmiştir. Neden açmıyorsun benim kanalı.

Baba:
-Bu iş böyle olmayacak. Şu on santimetrelik plastik bücür yüzünden evde ne huzurumuz kaldı, ne birbirimizle konuşur olduk, ne oynar olduk çocuklarla, ne de birbirimizin suratına bakar olduk. Varsa yoksa aptal kutuya gözlerinizi büyülenmiş gibi diker olduk. Ama ben ne yapacağımı biliyorum.

-Haklısın aslında Ahmet. Ne yapacakmışsın.

-Öldüreceğim onu.

-Neee kimi öldüreceksin?

-Hemen panik yapma hatun. Kumandayı öldüreceğim.

-Kumandayı mı, nasıl ama?

-Önce ezecem, sonra pencereden atıp intihar süsü vereceğim, böylelikle kimse öldüğünden şüphelenmeyecek.

-Kumandayı balkondan atacak mısın yani?

-Ohhh önce gözlerini patlattım, sonra da tüm gücümle balkondan fırlattım kumandayı, çok ciyaklamıştır ama olsun. Böylesi daha iyi oldu.

-Eskiden televizyon mu varmış, varsın bundan sonrada izlemeyiverelim.

-Oh be rahatladım. Neriman canım senin radyo ve televizyonculuk okuma sevdan vardı? Ne oldu ona?