101 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Mini özet- spoiler içerir

Okyanus kıyısında bir kasaba.

Bir tarafında derme çatma barakalarda yaşayan yerliler, diğer tarafında işgalci ve müreffeh beyazlar.

Yerliler açlık ile yokluk arasında bir yerde. Geçim kaynakları inci toplayıcılığı.

Binlerce yıl dilden dile aktarılan türküleri var. Aile türküsü, aşk türküsü, savaş türküsü, düşman türküsü ve daha niceleri.

Roman kişimiz Kino. Evli ve küçük bir oğlu ile yaşamaya çalışıyor.

Kino her sabah en güzel güne uyandığı hissiyle kalkar ve aile türküsü kulaklarında çınlar.

İlerleyen saatlerde küçük oğlunu barakaya rahatça sızan akrep sokuverir ve çocuğun yüzü anında şişer kocaman olur. Felaket türküsü çalmaya başlamıştır bile.

Anne doktora gitmek gerektiğini söyler. Kino paraları olmadığı için doktorun ilgilenmeyeceğini söylese de annenin bir bakışı yola koyulmalarına yetmiştir bile.

Doktorun kapısı çalınır. Uşak doktora haber verir. Doktor “paraları yoksa evde yok de ve gönder” der. Yoksulluk türküsü çalmaya başlar.

Kino, eşi ve çocuk çaresiz günlük nafakalarını çıkarmak için dede yadigarı teknenin yolunu tutar. Anne sahilde bulduğu ot ve yosunlardan macun yapar ve akrebin soktuğu yere boca eder.

Tekne ile okyanusa inci avına koyulurlar. Kino kovasıyla suyun altına dalar. İlahi bir ışık görür bir an. Midyenin içinden dışarıya göz kamaştırıcı ışık sızar. Kino hemen midyeyi kovaya kor ve tekneye döner.

İlk müjdeli haberi anne verir. Çocuğun yüzündeki şiş inmeye başlamıştır. Şifa türküsü çalmaya başlar.

Sıra Kino’ya gelmiştir. Kovadan çıkardığı midyeyi açar. Dünyanın en büyük incisi karşılarındadır. Talih onlardan yana dönmüştür. Kulaklarda zenginlik türküsü.

Eve dönerler. Ahali çoktan haberdar olmuştur. Ev tıka basa mahalleli ile doludur. Tek gerçek dostu kardeşi Kino’ya yaklaşır. İnsanların iyi günde yanındaymış gibi davranacaklarını, kötü bir anında kendisini terk edeceklerini ve inciden dolayı içten içe kendisine düşmanlık beslediklerini hatırından çıkarmaması gerektiği tembih eder.

Evi ilk ziyaret eden kalburüstü misafir papaz olur. Parası yok diye Kino’nun nikahını kıymayan papaz, Kino’ya tanrının yüzüne güldüğünü, paranın kendisini şımartmamasını, kiliseyi ihmal etmemesini, yardım etmesini, bunların kitapta da yazdığını söyler. Kino okuma yazması olmadığı için okuyamadığı kitapta ne yazdığını bilmediğinden mecburen papaza inanır.

Kino 50 bin pesos değerindeki incisi ile hayal kurmaya başlar. Kıyafetler, yiyecekler, düzgün bir ev… En önemlisi oğlu okuyabilecektir.

Hayaller kurmaya devam ederken bu sefer gelen sabah kapıdan çeviren doktor olur. Sabah evde olmadığını, akrep sokmasının çok ciddi risk oluşturduğunu, çocuğu acilen tedavi etmesi gerektiğini söyler. Anne ne kadar çocuk iyileşti dese de doktor kandırır ikisini de. Zorla çocuğa bir hap içirir. Bir saat sonra çocuğu tamamen iyileştireceğini söyler ve evden ayrılır. Doktor gider gitmez çocuğun yüzü yine şişmeye başlar. Düşmanlık türküsü çalmaya başlar.

Doktor bir saat sonra gelir ve çocuğu kusturur. Parayı sorun etmemelerini söyler.

Gece barakaya inciyi çalmak için gelenler olur. Kino hırsızları bertaraf eder ve sabaha kadar teyakkuz hali başlar.

Sabah inci alıcılarının yolu tutulur. Kartel olan alıcılar ağız birliği yapmışçasına inciye en fazla bin beşyüz pesos değer biçer. Kino sinirlenir ve eve döner. Sabah ilk iş inciyi kente satmaya götürmektir.

O gece yine inci hırsızları iş başındadır. Kino bir kez daha tehlikeyi bertaraf etmiştir.

Sabah sahile indiklerinde tekneyi her tarafı delik deşik edilmiş halde bulurlar. Ertesi gün yürüyerek şehre gitmek gerekmektedir. Eve dönüş yolunda evlerinin ateşe verdiklerini görürler. Artık sabahı beklemeden yürüyerek şehre inmekten başka çare kalmamıştır.

Karanlıkta patika yollardan ilerler. Dinlence yerinde arkalarına üç tane silahlı inci avcısı takıldığını görürler. Dağlara doğru kaçmaya başlarlar. Mağarada saklanırlar.

Kino avcıları aklamak için pusu kurar. Başka yerde ses çıkararak dikkatleri dağıtacak ve avcıları aklayacaktır. Planı başarı ile gerçekleştirecekken çocuk ağlamaya başlar ve silahlar patlar. Kino kargaşada avcıları bertaraf ettikten sonra mağaraya döner. Eşinin kucağında kafası parçalanmış oğlunun ölüsü vardır. Felaket türküsü dağlarda yankılanır.

Anne başına gelenleri incinin lanetine bağlar ve inciden kurtulmaları gerektiğini söyler. Kino eşiyle okyanus kıyısına gelerek inciyi suyun en derin yerine fırlatır.

Tanrının güzel bir hayat yaşamaları için verdiği fırsat, insanlar tarafından hem de en kıymetli hazineleri ellerinden alınarak yok edilir.