272 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
“Bütün hayatımızda yapıp ettiklerimizden sorumlu tutulacağımızı fark ettiğimiz an, işte o zaman, her saniye hayati bir önem kazanır. Vakit, bize Allah’ın bir nimetidir. Ve onu nasıl değerlendirmemiz gerektiği sorusu, bizim karşı karşıya kaldığımız en çetin meseledir. “
(syf:236)

“ En iyi ayni depresan insanlara hizmet etmektir, eğer depresyondaysanız kendinizle ilgilenmekten vazgeçin ve hizmet edebileceğiniz birilerini bulun.”
(Arka kapaktan)

“Eskiden İslam dünyasında insanlar, manevi bir servet olan ilimle anılmak isterlerdi, maddiyatla değil. O dönemlerde yalnızca ilimleri sebebiyle islam dünyasında ciddi bir şöhrete sahip son derece fakir alimler bulunması kayda değerdir. “Günümüzde bunu bulmak pek mümkün değil.
(syf:87)

Aslında kitabı herkesin elinde görünce okumaktan vazgeçmiştim çok sonra okuyacaktım ki bir anda kendimi kitabı okurken buldum.
Bir yazar kitabında şöyle bir şey diyordu: Maddi hastalıklara değen eller çoğalırken manevi hastalıklarımız artıyordu.
Hastayız. Manevi yaralarımızın farkına varmaya teşhis ve tedaviye ihtiyacı var. Nasıl ki maddi hastalık sürecinde hastalığımızın teşhisi , kabul süreci ve ardından tedavisi varsa manevi hastalıklarda böyle.
Önce teşhis edilmeli, sonra bunu kabul etmeli ve iyi olmayı şifa bulmayı istemeli.
İşte okuduğum kitabı alimlerden İmam Mevlüd’ün beytlerinden yola çıkılarak
Hamza Yusuf’un kendi içinde beytleri şerh ederek kitaba alıp hazırladığını öğreniyoruz.
Beytlerin Arapça aslından tercüme edilmesi öyle naif ki okurken de çok dile getirdim bunu hayran oldum gerçekten çok etkiledi beni. Bunda sevgili Handenin işini ne kadar aşkla yaptığını görüyoruz.
Kendisiyle sohbet etme imkanım oldu sağolsun vaktini ayırdı samimiyetine samimi / niyetle sarıldım️


Hamza Yusuf Washinton da Hristiyan geleneğinden gelen bir ailenin çocuğu. 17 yaşında geçirdiği ciddi bir trafik kazasının neticesinde komada kalıyor ve sonrasında tedavi döneminde iç alemine dönerek sorgulama yapıyor ve 1977 de Hamza Yusuf olarak müslüman oluyor. (Detaylı bilgi için nete bakınız.)
Ve yazarın Türkçede yayınlanan ilk kitabı Kalbin Simyası
(Manevi yaralara çare bulmak)
Kitapta (kibir,gaflet,riya, kıskançlık, dünya sevgisi,fakirlikten korkmak, su-i zan ve daha bir çok manevi hastalığın tanımını yapıyor ve sonrasında tedavisini veriyor.
En çok neresi etkiledi derseniz gaflet bölümü derim...
Öyle büyük bir gaflet içinde debelenip duruyoruz ki çırpındıkça batıyoruz.
Sevindiren yanı ise kurtuluş mümkün.


Altını çizmediğim sayfalar çok azdır kitapta.
Öyle güzel ve akıcı bir anlatıma sahip ki kitap burada çevirmenin (Abdurrahman Açıkgöz beyfendinin) de hakkını vermek lazım. Kitabı kim okursa okusun anlaşır dilde olmuş.
Tedavi yöntemleri çok etkileyici gerçekten.
Ben kendi adıma kalbimi yokladım ve kendime bile söyleyemediğim hastalıklarımın olduğunu farkettim. “ Herkes kendi kalbinin çobanıdır” diyor kitapta. Niyetimi tekrardan gözden geçirdim. Evet kalbimize çoban olmak en büyük vazife. Zira çoban olamazsan nasıl dağılacağını kestiremiyorum.
Hastalıklarımı teşhis edip bir liste çıkardım, tedavilerini uygulamaya karar verdim inşallah Rabbimin yardımıyla başarılı olabilirim. Sonra Ayeti Kerimeleri ve Hadisi Şerif’ler not aldım.
Çok uzun oldu biliyorum daha da uzun olabilir belki ama bu kitabı mutlaka okuyun, okutturun hayatınıza, sevdiklerinize dokunsun. Ola ki ahiretinizin kurtuluşuna vesile olur.
İnşallah bana okuduklarımla amel etmek size de okumak nasip olsun.