184 syf.
·7/10
L.N. Tolstoy-Sivastopol


#alıntı
“Bu acılar evinden çıkarken bir tür sevinçle derin derin soluyup ciğerlerinizi temiz havayla dolduracak, sağlıklı oluşunuzdan sevinç duyacaksınız, ama burada tanık olduğunuz acılar sizde bir hiç olduğunuz duygusu uyandıracak ve sakin, ikirciksiz doğruca tabyaların yolunu tutacaksınız”


“En duyarsız hayal güçleriniz bile dehşete düşüren, her türlü insancıllıktan, umuttan uzak, hiç bir çıkış yolunun bulunmadığı bu dehşet verici koşullar içinde yaşamlarının tek sevinci bilinçlerinin bir sisle örtüldüğü bu unutuş anlarıdır onlar için.”



Yazar kitabında Fransız-Rus savaşını anlatıyor. Savaşın insan psikolojisi üzerindeki etkileri üzerinde duruyor. Sabah uyandıklarında ne zaman öleceklerini düşünmeye başlayan askerlerden kafasında her an savaş barındıran ve kazandıklarını düşünen askerlere her türlüsü mevcut. Ortak olan bir duygu var hepsinde ‘ölüm korkusu’.. Savaş ortamında yaşanabilecek ne varsa hepsini tek tek yaşıyor askerler..



Buraya kadar her şey çok güzel. Lakin ben anlatımı sevmedim. Yani savaş deyince daha çok aktif savaş sahnelerinin olduğu, insanı içine çeken, merak uyandıran bir kitap beklemiştim. Fakat kitabı okurken çoğu yerde sıkıldım. Tekdüze devam eden olaylar ve aynı şeylerin tekrarlanması buna sebep olabilir diye düşünüyorum. Keşke biraz daha heyecan uyandıran bir kitap olsaydı. Ayrıca Rus lar savaş ortamlarında bile öylesine keyiflerine düşkünler ki. Hiç aç kaldıklarını görmedim ve ellerinden şarap düşmedi kitap boyunca. Birde bizim askerlerimizi düşündüm de o yıllarda ayaklarına giyecek ayakkabıları bile yoktu. Açlık konusuna girmiyorum bile..

Yine de sevdim kitabı ve iyi ki okudum. Keyifli okumalar ️