·276 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Ocak 2019 20:53 Bazı yazarlar yazdıkları ile sizi eserin geçtiği yere doğru götürür ve karakter ne yaşıyorsa siz de onlarla beraber bir yolculuğa çıkarsınız. Nicholas Sparks da bu yazarlardan biridir benim için
The Notebook (Türkçesi Defter) benim hem severek izlediğim filmlerden hem de kendimi karakterle beraber hissederek okuduğum kitaplardan biridir. Bu yüzden benim için yeri hep ayrı olacaktır.
Sevginin gücünü hissettiğiniz bu güç ile kitabı okurken duygularınıza hakim olmakta zorlanacağınız bir kitap. Kitap seri olarak gözükse de (bu kitap serinin ilk kitabı) ikinci kitap ile bağlantısı sadece karakterler ile ilgili olduğunu söyleyebilirim. Yani bu kitap bana göre seri kitabı gibi gelmedi. Çünkü sonu devamı olmayacak şekilde bitti.
Lafı fazla uzatmadan konuya geçiyorum. Allie ailesi zengin olan biridir. Ona uygun birisi ile evlenebilir. Diğer türlüsü düşünmek bile imkansızdır. O ailesi nasıl uygun görürse öyle yaşayan kendi yeteneklerini ve düşüncelerini ailesi için bırakmış biridir. Noah ise sıradan bir adamdır. Ne zengindir ne de soylu. Geçinmek için çalışır. Bir yaz aşkı olarak sürmesi beklenen bu aşk iki taraf içinde bitmiş sayılır mı?
14 yıl sonra Allie başkası ile evlenmek üzereyken her şeyin bitip bitmediğinden emin olmak için Noah'ı bulur. Peki Allie evleneceği kişiyi gerçekten seviyor mudur?
Okurken yüreğinizde bir sızı oluşturacak duygusal bir aşk hikayesi. Kitabı okuduktan sonra da filmini izleyebilirsiniz.