160 syf.
·1 günde
“... üzülecek bir şey yok,her şey düzelir hele Filiz hiç üzülmesin.”
Sabahattin Ali’nin hayatını defalarca okumama rağmen hep farklı bir sonla bitsin isterdim,
“anneme ve babaları siyasal,faili meçhul cinayetlere kurban giden çocuklara...”diye başlıyor,bir mezar yerinin bile çok görüldüğü onun meskeninin dağlar olduğu ile bitiyor.Sabahattin Ali’nin kendi objektifinden çıkmış fotoğraflarla inceleme daha da kalıcı hale geliyor.Şimdilerde “bakmıyormuş gibi çek”modasını o zamanlar Sabahattin Ali Kodak marka fotoğrafı ile kendi başlatmış sanırım️.Kitapta çeşitli anıların yanı sıra,Sabahatin Ali’nin yazmış olduğu mektuplarda var,tüm bunlar küçük bir kızın hissettikleriyle vuku buluyor.Bir babanın ölümünün bir çocuğun hayatında açtığı derin yaralar,çocuk aklıyla Filiz Ali’nin bu ölümden “babamın öldürülüşüne dair söylenenler sebep olamaz,acaba ben kötü çocuk olduğum için mi babamı öldürdüler?”diyerek kendini suçlaması ise beni çocuk edebiyatında okuduğum kitaplardaki masumluğa sürükledi️