“ Etim taşa dönüştü. Ben
dayandım yasıma. Sağnağı
dökülen taçyapraklarım dindi. Koy
parmağını bu granitin üstüne. Ben
çok arzulanmıştım ve okşanmıştım
pek çok sevgilice ama etim
pörsüdü hızla ve yüreğim
yetinmedi hiç. Ellerini koy
granitin üstüne bir sevgili koyar gibi
elini uyluğa ve üstüne
yuvarlak memelerine yanında yatanın,
artık çürümeyeceğim,
artık attım üstümden gizliliği, artık
yürüdüm çırılçıplak caddede,
artık dağıttım ağır güzelliğimi
pazar yerlerinde.
İşte du ru yoru m başım dik ve
yanan bir yürekle, heyecanla bekliyorum
senin okşamalarını, kim olursan ol,
çünkü granit daha dirençli değildir
benim apaçık aşkımdan, koşar aralarınızda!

Ben ölüm önünde gururla duruyorum! Ben
süre gelenim! Yıllarla karşı koymaktan
yıpranmışım!”