Dost olmak için aslında çok da fazla kelimeye gerek olmadığını, birbirinizin sessizliğini dinlerken bir yandan da yıldızları izlemenin yeterli olduğunu anlatan bir roman...
Basketbol oynayan ve hayatını basketbola adayan Finley ve birlikte büyüdüğü Erin ile kitabımıza başlıyoruz. Finley içine kapanık sessiz pasif bir karakter. Erin ise ondan daha baskın ve daha öncü bir karakter diyebilirim. Finley İrlanda mafyası, uyuşturucu ve şiddetle dolu Bellmont’ta yaşıyordu. Babası gece vardiyasında çalışıyor ve Finley engelli büyük babasına tek başına bakmak zorunda kalıyordu.
Bir gün Koç onu yanına çağırıp bir meselede yardımını istiyor. Annesi ve babası bir cinayete kurban gitmiş, inanılmaz profesyonel basket oynayan ama şuan da onu bile bırakmış olan Russ namı diğer “21 Numaralı Çocuk” a arkadaşlık etmesini istiyor ve zaman geçtikçe ikisi kendi ortak yönlerini fark ediyor ve zor zamanları birlikte atlatmaya çalışıyorlar.
Kitabın sonuna gelecek olursak aramızda kitabı okumayanlar elbet vardır onlar için kitabın sonunu söylemeyeyim ama kitabın sonunu ben bile böyle tahmin edememiştim, sonu biraz fazla güzeldi sanki. Çerezlik Kitaplar arıyorsanız bence bu kitap çerezlik kitaplar arasına girebilecek güzel kitaplardan birisi okumanızı tavsiye ederim.