·222 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Mart 2019 01:50 Ben şimdi bu kitabı nasıl anlatayım. Öncelikle şundan başlayayım. Kitabın arkasını okuduğunuzda sonunun iyi bitmeyeceğini biliyorsunuz zaten. Ama okurken içimde sürekli belki mutlu biter umudu vardı ne yalan söyleyeyim. Kitapta da sürekli umudumu körükleyen şeyler oldu. Keşke sonunu baştan biliyor olmasaydım.
Sabahattin Ali bu kitabında da akıcı dilini konuşturmuş. Bir sonraki sayfayı merakla bekledim. Kitabın sonu ise yürek yakan cinsten. Son 30 sayfa kala kitabı okumayı bırakacaktım nerdeyse. Kötü sonun nasıl olacağını bilmemek için... Yusuf'un ve Muazzez'in aşkı ne de çok etkiledi beni. Kitabın belki de tek eksik yanı buydu. Birbirine bu kadar güzel hisler besleyen iki insanın aşkına daha fazla tanıklık etmek isterdim.
Beni kızdıran karakter sayısı çok fazlaydı. Kitap bitince içimden bir "Ah Şahinde senin gibi anne olmaz olsun" demedim değil. En kızdığım karakter oydu. Tabi Yusuf'a da kızdığım zamanlar oldu. Mesela Kübra'nın hikayesini neden Muazzez'e anlatmadı? Bir şey değişir miydi ki diye sormaktan da kendimi alıkoyamıyorum... resmen ben de romandaki bir karakter oldum. Görünmez ve hiçbir şeye müdahale edemeyen, sadece olayları gözlemleyebilen bir karakter. Kitap beni bu kadar içine çekebildi işte. Kelimelerimi bile doğru düzgün toparlayamadım farkındayım ama mutlaka okunması gereken bir kitap. Tabi güçlü bir psikolojiye sahipseniz.