İlk başlarda biraz karışık gelmişti Catherine adlı karakterin iki tane olmasından ötürü.ilk 60 sayfanın anlaşılması bu açıdan biraz güç. Lakin bir kitap bu kadar mı güzel olur? Uğultulu Tepeler Emily Bronte’ye ait olan tek kitap.Benimse Bronte kardeşlerden okuduğum ikinci kitap oluyor. Kitabın konusuna değinecek olur isek; intikam başta olmak üzere ırkçılık ve aşktan oluşuyor kitabın konusu. Heatcliff adlı çingene asıllı evlatlık alınan şahsiyetin aşk acısını ve intikam arzusunu biz yaşıyormuşçasına hissettiriyor kitap.Heatcliff karekteri çoğu kişi tarafından bir türlü benimsenemiyor. Şeytan , canavar gibi benzetmeler yapılıyor ona. Bense Heatcliff’e sanırım kıyamayan tek okuyucuyum. Heatcliff acımasız mı evet. Kendi çocuğuna yapılmayacak işkenceleri yaptı mı evet. Kendi sevdiği kadına inat başka biriyle evlendi mi yine evet. Peki çevredeki insanların Heatcliff’in bu hale gelmesinde hiç mi payı yok ? Sırf çingene asıllı olduğu için Catherine onunla kaçmaya yanaşmadı.Heatcliff’i sevdiği halde gururuna yediremeyip ona hayır dedi. Sevmediği bir adamla; Edgar Linton’la evlendi.Peki Catherine’ın abisi Hindley? En az kendisi kadar evde söz hakkına , miras hakkına sahip olan Heatcliff’e, itip kakıp hizmetçi muamelisi hatta daha kötüsünü göstermedi mi? Sırf asil kandan olmadığı, çingene asıllı olduğu için. Dahasını geçiyorum.. Bütün bu insanlar sütten çıkma ak kaşıkta , tek canavar Heatcliff mi? Biz okuyucuların kitapta tek dikkat ettiği nokta sebep değil sonuç malesef..Yıllar geçiyor Heatcliff intikam almaya geliyor. Öyle böyle de değil ama amaca giden her yol mübahtır deyip dibine kadar da alıyor intikamını. 1. Kuşak yetmiyor 2. Kuşaktan da alıyor bir güzel. İntikamını alırken bile Catherine’i sayıklayacak kadar da aşık. Kitapta güme gittiği dediğim tek karakter Edgar Linton karakteridir.Hem sadık bir eş hemde mükemmel ötesi bir baba ama malesef oda Heatcliff’in gazabından alıyor payını. Kitapta çok sevdiğim Bir sözü paylaşacağım;“ Edgar Linton'ın zerreleri bize ulaştığı zaman biz birbirimize iyice karışmış olacağız.”
Heatcliff tarafından söylenmiş bir söz.Ölürken bile kendisini yok saymış, ihanet etmiş Catherine’i sayıklayan bu adama ne denir ki ? Bu nasıl bir aşktır, nasıl bir bağlılık?
Yaptıkları her ne kadar zalimce , acımasızca olursa da olsun başta belirttiğim gibi ben Heatcliff’e kızamıyorum. Kendi fikrimce onu bu kadar gaddar kılan şey ; Hindley’in kıskançlığı ,Catherine’in ise ezip geçemediği gururu. Kim bilir Hindley en başta iyi davransa Catherine Heatcliff’e olan sevgisini dile getirmekten korkmayacaktı. Ya da gurur yapmayıp Heatcliffle kaçsaydı mutlu mesut birlikte öleceklerdi. Yazarın vermek istediği mesaj belli. Dönemin de arka planına baktığımız zaman sınıf ayırımı, ırkçlık gibi günümüz konularını görmemiz mümkün. Kitap dönemi yansıtmakla kalmayıp, gotik ögelerde bulunduruyor. Okurken zaman zaman kasvetli atmosferi ve karamsar ürkütücü havayı da çok güzel hissettiriyor. Son olarak; Emily Bronte’nin tek kitabı olmayı kesinlikle hak eden bir kitap. Şüphe yok yine ,yeniden zevkle okuyacağım. İyi ki varsınızzzz Bronteee Sisters. İyi kii.