Olağanüstü Bir Gece, ailesinden kalan miras sayesinde çalışmadan lüks ve huzur içinde yaşayan genç bir adamın hikayesidir.
Genç adam kendisine kalan miras sayesinde hiç çalışmadan rahat bir hayat sürebileceğinin farkındadır. Bu farkındalık içinde her istediğini yapıp, her istediğini alır. Hırslı olmayan, zengin, yakışıklı bir genç adamın istediği hemen her şeye sahiptir.
Her istediğini zorluk çekmeden, kolayla elde edebilme ve buna mukabil daha fazlasını istememe gerçeği onun yavaş yavaş yaşama isteğini azaltır, hayattan eskisi gibi zevk alamaz. Bilinçli olarak içinde doğan arzular, özlemler aslında gerçek arzu ve özlemler değildir; sadece arzulama özlemidir. Arzulamayı arzular bir hale gelmiştir.
Gittikçe çevresinden soyutlanan bu genç adam her Pazar olduğu gibi at yarışlarına gider. Burada içgüdülerine yenik düşerek belki de hayatında ilk kez bir suç işler. Bu suçun da etkisiyle akşama kadar türlü düşünceler içinde gezip durur. Gece olduğunda ise yaşadığı kendince büyülü olaylar zinciri ruhsal dünyasında bir aydınlanma yaşanmasına neden olur.
Artık O, yeni şeyler hisseden, yeni şeyler isteyen ve her şeyin eskiden olmadığı kadar farkında olan yeni bir adamdır. Daha iyi bir insan olduğunu söyleyememe mütevazılığında bulunsa da öyledir. Daha iyi ve daha mutlu bir insandır. Çünkü daha önceki soğuk yaşantısından daha yeni bir anlam ve yeni bir hayat tarzı çıkarmıştır.
Yaşadığı toplumun norm ve formalitelerinin boş, anlamsız olduğunun farkındadır ve kendisini iyilik etmeye, başkalarını sevindirmeye adar. Gözleri sokakta iyilik yapabileceği çocuklar, dilenciler arar. Yaptığı iyiliklerden sonra şöyle hayıflanır: ‘’Başkalarını sevindirmenin, mutlu etmenin bu kadar kolay ve güzel bir şey olduğunu şimdiye kadar neden fark etmemişim acaba?’’
Aslında bu genç adamın kendini bulmuş halinde ben de kendimi kendimi gördüm. Ben onun gibi zengin ve yakışıklı değilim elbette. Fakat iyilik yapmada ve başkalarını sevindirmede ondan çok ileride olduğumu ve bu erdeme ondan çok önce ulaştığımı itiraf etmeliyim. O varken vermenin, sevindirmenin hazzına yıllar sonra erişirken; biz yokken bile vermeyi düşünüp sevindirmenin peşindeydik. Öyle olmasaydım bile bu kitabı okuduktan sonra öyle olma yolunda adım atacağımdan eminim.
Olağanüstü Bir Gece’nin ardından gelişen olaylar bizim için hep olağandı. Fakat yaptığımız iyiliklerin ve bu iyiliklerden doğan hazzın olağan olmadığını da bu eser sayesinde fark ettim.
O zaman ‘nice iyiliklere’ diyelim :)