172 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Hüseyin Rahmi Gürpınar artık "daha çok yazsa hep okusak" dediğim yazarlar listesine girmeyi başardı. Kendisi 1944 yılında vefat etmiş. Ama baktığımız zaman kitaplarını yazdığı tarihler hep 20.yüzyılın başlarına tekamül ediyor.

Aradan 100 yıl geçmiş ama ben kitaplarını okurken günümüzde sorunlarını hala görüyorum. Yani toplumumuz hala bir adım bile öteye varamamış. Her kitapta başka bir yaraya değinen yazarımız bu seferde ahlak olgusu üzerinden bir hiciv eseri ortaya koymuş.

Yanlış Modernleşmeyi eleştiren kitabımızda Fransa'da fahişelik yapan Anjel isminde kızımızın İstanbul'da Ev Reisi çok namuslu bir evde mürebbiyelik yapmasını anlatıyor. Kızımızın adı 'Melek' anlamına geliyor ama karakteri hiç de öyle değil. Evin Yaşlı Amcası , Damadı ve Küçük beyinin kıza aşık olması ve kızın bu 3 aşığı parmağında oynatması çok eğlenceliydi. Kitabı burada uzun uzun anlatmak çok hoş olmaz okumayan kitapseverler'in hakkına girmek istemiyorum.

Ahlak dediğimiz şey her zaman bizim toplumuz için hep bacak arasında , ten üstünde ve ten birleşmesinde olmuştur.Oysa namus dediğimiz şey her zaman düşüncededir. Bir insanın düşüncesi çok kirliyse o zaten her türlü namussuzluğu yapabilir. 2 insanın el ele tutuşmasını namussuzluk zina diye belirten o sahte ulemalara diyorum. Onların arasında bunları gizliden gizliye yapanlar yok mu? Milletin eleştirip daha beterini yapan hacı ağalar yok mu? Sandığımızdan daha fazlalar. Modernleşme ne açılıp saçılmak ne de başka kültürleri örnek alarak karalara bürünmektir. Modernleşme bilim ve dini aynı çizgide dengede tutmaktır. Yani kısaca bilinçli bir birey olarak yaşamaktır.

İnsan ahlak ve namusu korumak istiyorsa bunun yolu zihnini kötü düşüncelerden korumaktan geçer her zaman.