Sular yükselince, balıklar karıncaları yer…
Sular çekilince de karıncalar balıkları yer…
Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir…
Çünkü kimin kimi yiyeceğine.. “Suyun akışı” karar verir..
•Eflatun

GECE temalı hikaye etkinliği için yazılmıştır.
Artakalan

Dünyayı açıklama çabası üzerine konuşuyorlardı. ‘’Son okuduğun kitap’’ ‘’Saramago - Heykelden Taşa’’ Zeynep hınzırca gülerek ‘’Saramago Dünyaya ilişkin seni iyimserliğe sevk eden yazarlardan değil mi?’’ Karşısındakinin yüzünde anlatmaya nereden başlayacağını bilmeyen birinin kararsızlığını gördü. Bunun üzerine sabırla ‘’Kulağım sende’’ diyebildi. Kemal sadece nereden başlaması gerektiğini kestirememekten doğan kısa bir duraksamadaydı. Acelesiz bir özentisizlikle, ‘’Evet’’ dedi, ‘’madem kitap’tan, Saramago’dan, Dünya’dan bahsediyoruz,’’ hatırlamaya çalışıyor gibiydi. ‘’benim bir öykü karakterim var, senin sorduğun soruyla bağlantısı olduğu için ondan bahsedeyim biraz’’ çayını yudumladı. Zeynep’ de bu arada daha başka neler sorabileceğini bulmaya çalışıyor gibi, ‘’olur, devam et.’’ diye karşılık verdi. Konuşma akarken, akşam çaylarını içiyor bitince yenisini dolduruyorlardı.

‘’Öykü karakterim dışarıda, akşam. Uzunca bir vakit boyunca dolandı durdu. İnsanlar rıhtım boyunca yarı karanlıkta ileri geri akıyorlar. Herkes birbiri ardınca konuşuyor hareket ediyor. İskelede olta takımlarıyla balık tutmaya çalışanlardan tut bankları çoluk çocuk doldurup sohbet edip çekirdek çıtlatanlara kadar herkes orada, yalnız başına yürüyüp çevreyi izleyenler de. Orada, sokak müzisyenleri, karaltı altında denizin kıyıya vuran dalgalarının kulağın pasını silen gelgiti, yosun kokusu buna benzer akşama içkin başka şeyler de var: güneşte parlayan balık pulları gibi denizin üzerine düşen bir dizi ışık kümesinin izdüşümü kadar, karakterin yazarlarla kurduğu sağlam ilişkilerin yansısı da… Öykü karakterim, okur olarak okudukça, adının baş harfi alfabenin bütün harflerini içeren yazarların kapsayıcılığında dünyayı yazarların gözüyle görme imkânı buluyor. Dünya, onu şaşırtmaya devam ediyor öğrendikçe, Endüstri Devrimi ile başlayan sürecin Dünyayı Global köye çevirmesi körleşmeyi beraberinde getirirken edebiyatın bilinç açıcı etkisi onun zihin dünyasını büyütmüş oluyor. Artık onun için körlük yok oluyor ve belki artık o da görebiliyor.’’ ''Yani?'' dedi, Zeynep soru dolan bakışlarla onun yani demesine ''yani...'' diyerek karşılık verdi Kemal. ‘’Öykü büyük balığın küçük balığı yuttuğu bir Dünya'da geçiyor karakterimiz bunu hem yaşıyor hem de yaptığı okumalarla bunun gayet farkında.’’

Zeynep ’’Ama nasıl farkında?’’ diye soruyor yüzünde anlam arayışı dolu bir merak, ‘’Herkes büyük balık küçük balığı yutar der sonuçta’’

‘’Hani, evrim teorisi kayıtlarında, Darvin’in 'doğada zayıflar ayıklanır' ilkesi vardır’’ dedi kemal, başka pek çok şey söylemek istercesine unutmamak isteğiyle dopdolu, Zeynep sormadığı için anlattıkları üzerinde onun da az çok bilgi sahibi olduğunu düşündü, bu yüzden üstünkörü anlattı. ‘’Sosyal Darvincilik ise hayatta kalma ilkesinin sosyal alanda uygulanmasıdır.’’

Zeynep çayını yudumlarken, duvara monte edilmiş ses sistemi kapalı TV’nin belgesel kanalı açık, ekranda akan 2. Dünya savaşı görüntülerine bakarak gayet dikkatli sordu: ‘’Peki, ama konuşmamıza başlarken, son okuduğun Saramago, kitabı üzerinden, yazarın dünyaya bakışını konuşuyorduk, öykü karakterinle bunun bağlantısı nedir?’’

‘’Yazar, ‘edebiyatı yaşama dönüştürme arzumuz daima baki kalacak’ der. Öykü karakterim de yaşamı sorgular, TV ekranından bakmaz yaşama.’’ Zeynep, TV ekranından yüzünü kendine çevirince ekledi. ‘’Öykü karakterim, yazar gibi düşünmektedir. Fakat o bu sonuca farklı bir yol izleyerek ulaşır. Az önce kabaca bahsettim.’’

Akşam çoktan olmuştu.

Kemal’in anlatısı bitti. Fakat onlar konuşmaya devam edecekler. Zeynep öykünün yalnızca bir kurgudan ibaret olduğunu öğrenecek, çünkü öykü yazılmamış, başta kısa bir hayal kırıklığına uğrayacak, fakat ‘’dinlediğim bu öyküyü mutlaka yaz’’ diyerek onu destekleyecek. Muhtemelen TV prime time adı verilen zaman diliminde kitap ve edebiyat konuşmak onları geceye hazırlıyor: *Gece, bilinçdışı ile bilinç yoluyla algılananı birleştirdiğinden, gündüz vakti yaşadığımızdan çok daha boyutlu bir gerçekliği olanaklı kılıyor.

Dipnot* Kitap: Geceye Övgüler - Novalis - Gece, bilinçdışı ile bilinç yoluyla algılananı birleştirdiğinden, gündüz vakti yaşadığımızdan çok daha boyutlu bir gerçekliği olanaklı kılar.