Maruf

@Maruf_
6/10
·288 syf.··
2018 7. kitabı
Kitabı kişisel gelişim kategorisinde olduğu ve tercih edilenlerde liste başlarında olduğu için okumuştum. (1 yıl oluyor) Kitabı okurken yazarın yerine kendimi koymakta hiç zorlanmadım. Çünkü ben de özgür olmayı seven ve kapalı mekanlarda (ast-üst ilişkisi) çalışmayı sevmeyen (ehliyet-liyakat-adalet nerede?) biriyim. Yazar kitap boyunca "Parayı bulacağım birgün. Herkes bana saygı duyacak" mottosu ile hareket halinde ve kendini anlatırken yüzbinlere tercüman oluyor adeta. Hak ettiği değeri görmediğine inan (etrafındaki taklacıların yüksek rakımlı mevkilere geldiği) ve yüzden sık sık iş değiştiren, bir gün parayı bulup köşeyi dönmek isteyen ve bu hayalle hayata motive olan bir profil. Kahramanımız çalıştığı iş yerlerinde üstleri (ustalar) ile sürekli “didişme” halinde. Birçok şirkette çalışmış ve “usta ellerin” adeta torna tezgahından geçmiş. Zayıf yönlerinin farkında olan bu usta eller bir türlü sıçrama yapmasına izin vermiyor ki kahramanımız bunu torpile bağlayıp " bir türlü önüm açılmadı bu taklacı tayfası yüzünden" diye haykırıyor adeta... Evet youtuber olup köşeyi dönenlere imrenilen bir hayat olsa gerek istenilen. Çünkü çok güncel ve genelin (kolay bir hayat bekleyenler) aradığı bir iş ve hayat tarzı. Şaka yaparken, gülerken, güldürürken, birine sataşırken, dünyayı gezerken..vs. para kazanmak... Yazarın hayallerinizin peşinde koşun, özgür olun, istediğiniz mesleği yapın gibi liberal tarzı bence kulağa hoş gelirken, istatistik tutsanız kaç kişi istediği mesleği yapıyor ki şu dünyada. Ne yani sosyal ve mali kriz/kaos falan mı peşindeyiz bu düşünce ve hayat tarzı devrimini/devinimini isterken diye düşünüyor insan...(Grev falan mı yapsak, nedir?) Bence burada insanın kendisini keşfetmesi giriyor. İnsan ne gibi yeteneklere sahip olduğunu biliyorsa hayallerine ulaşması daha kolay bence. Elde olmayan bir ekipman ile yola çıkmak sizleri yarı yolda bırakır. Hatta telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilir (yani bazen taş yerinde ağır olabilir). Bünyeye uymayan modeller peşinden gittikçe bireydeki hayal kırıklığı hep var olacak. Anadolu'nun bir dağ köyünde eşsiz manzara eşliğinde işini yapan bir çobana sorsanız en güzel hayat onundur ve başka bir hayatı asla tercih etmez/yaşayamaz. Diğer tarafta dairede mesai harcarken hergün yüz yüze kaldığı haset, dedikodu, entrika rüzgarı ve sonrası trafik keşmekeşinden zorla kendini 20. kattaki havuzlu rezidansına atan Ceo’muz Adalar’ın ardından batan güneşi seyredip"işte hayat bu" derken 8 saat öncesinden başlayan gün içinde yaşadıkları onun için geri kalmıştır. Birey önce kendini keşfedecek, sonra planlı bir yolda hedeflerine ulaşacak. Kapasite yetmiyorsa, donanımın karşılamıyorsa kaldıramayacağın yükün altına girmeyeceksin. Çiçekleri, ağaçları, toprağı seviyorsan, açık havada çalışmaya devam edip masa başı iş peşinden koşmayacaksın. Bir anda güderken güdülen oldun muydu hayal kırıklığı yaşarsın. Koltukta oturmak hoşuna gidiyor, makam havası, etrafınızdaki el pençe duranlar varoluşunuz (değeriniz) ise emekli olup, balık tutmak sana göre değil. Açık hava oksijeni sizi çarpar. Doğa saygı duymaz, kodlarına göre hareket eder. Siz de öyle yapın.
Tebrikler Kovuldunuz!Kaan Sekban · Okuyan Us Yayınları · 2017838 okunma
·1 alıntı·
37 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.