159 syf.
·2 günde
Ne yazsa okurum dediğiniz kaç yazar var dünyada? Tabii bugün hayatta olmayanlar hariç, onların durumu biraz daha farklı. Onlar geçmişte ne yazdıysa okunuyor artık. Dedim ya, çünkü hayatta değiller ve yeni şeyler üretme şansları yok. Belki öteki tarafta… Ama yok, yok şimdi sanki oraya gidip de gelmiş gibi yorum yapmanın da âlemi yok. Ne de olsa ben Ramazan ayında televizyonlara çıkıp, program başına bilmemkaçyüzbinlira’yı da cebime indirmiyorum. Ben, sade ve basit bir okurum. Bu yüzden işin uhrevi yönünü bırakıp, dünyevi yönüne bakayım.

Evet, ilk sorumuza geri dönelim. Ne yazsa okurum dediğiniz kaç yazar var dünyada? Benim bir elin parmaklarını geçmez. Diyelim geçti, iki elin parmakları rahatlıkla yeter. Ayak parmaklarını katmaya gerek yok yani işin içine. Yerli yazarları düşünüyorum. Okumadığım on binlerce, hadi abarttık diyelim binlerce yazar var. Onları geçiyorum bir kalem. Çünkü okumamış, hiç fırsat ver(e)memiş olmak tamamı ile benim suçum. Fırsat verdiklerim arasında, sırf yarım bırakmamak için okuyup-bitirdiğim, bir daha da okumam dediğim birkaç isim var. Onları da geçiyorum. Fırsat verip, başka eserlerini de okurum ama hepsini okur muyum, bilemem dediğim isimleri geçince, geriye kala kala bir elin parmakları kadar yazar kalıyor. "Hadi şöyle yapayım," diyorum sonra, "Sol eli yerli yazarlara, sağ eli yabancı yazarlara ayırayım." Sol elin parmaklarının arasında, en başa rahmetli Muzaffer İzgü’yü yazıyorum. Tamam, bu cepte. İkinciyi düşünüyorum. “Şairleri de dâhil etsem mi?” diye düşünüyorum. Sonra “Yok etmeyeyim, onlar için ayrı dosya açarım,” diyorum. “Yazarları da bir kategoriye sok!” diye baskı yapıyor nöronlarım bir yandan. Kibarca “Susunuz lan!” diye baskı yapıyorum ben de nöronlarıma. Nöronlar bir şaşırıyor, “Nasıl yaptı, neden yaptı? Hani baskılar ve 12 Eylül dönemi çoktan bitmişti ve biz muhafazakâr liberal olma yolunda dörtnala gidiyorduk,” diyor. Tekrar kibarca uyarımı yapıyorum ve ikinci sıraya Ferhan Şensoy’u yazıyorum.

Niye Ferhan Şensoy’u yazıyorum? Bir kere babamın oğlu değil, zaten babamdan da büyük. Oğlu olması teknik olarak imkânlar dâhilinde değil yani. Sevdiğim bir tiyatrocu olması? Yok, o da değil, her tiyatrocu yazar değil, her yazar tiyatrocu değil. İyi bir mizahçı ve durum tespitçisi olması. Bak bu mantıklı. Evet, iyi bir mizah yazarı ve durum tespitçisi. Durum tespitçisi de sanki bakkalcı gibi oldu biraz ama neyse. Tespit satıyor gibi sanki tiyatronun önünde. Üç alana bir bedava. Rahmetli Özal da buna benzer bir işe girişmişti zamanında. Bir koyup, üç alacağız diye, gerçi bir koyup üç alamadık ama üçün biri… Neyse siyasete girmeyeyim, konuya geri döneyim. Argonun, üzerinde en “kral” durduğu adamlardan biri Ferhan Abimiz. Çünkü miktarı iyi ayarlıyor. Çok Tuhaf Soruşturma (Film adı Pardon) oyununda ne diyordu İbrahim, Aydın’a? “Onun miktarlığını kim ayarlayacak? O az miktarı, biraz geçtin mi geberir gideriz.” İşte argo da böyle. Onun da miktarını biraz geçtin mi, okur da okumaktan vazgeçip gidebilir. Ama Ferhan Şensoy, bu işin ustası. Senelerce büyük yazarlar ve tiyatrocular ile aynı havayı solumakla kalmamış, üstüne onlardan birinden (Münir Özkul’dan) kavuğu devralmış bir usta. (Kavuğu da Rasim Öztekin’e devretmişti hatırlarsanız.) Yaptığı işleri de kendine has üslubuyla yapar ve yüzde yüz orijinal işlerdir bunlar. (Youtube’da Varsayalım İsmail’i izleyin, çağının ötesinde olduğunu rahatlıkla göreceksiniz.)

İşte Ferhan Şensoy’un ‘Beşbenzemez Denemeler’ alt adı mı desem, sloganı mı desem, ne desem bilemediğim bir şekilde kaleme aldığı bu kitabı da, yine kendine has üslubuyla yarattığı bir eser. Kitaptan benim en sevdiğim denemeleri yazayım, sonra da küçük bir tezahüratla incelemeyi bitireyim. Denemeler: “Kuşların Suyunu Kim Koyacak?”, “Sersem Bakış Gezintisi”, “Maskeciler Çarşısı”, “Beyin Karıncalanması”, “Genel Kirlilik”, “Çok Özel Özelleştirmeler”, “Salyangoz Düşünceler”, “Sinir”, “İç Mimar Arap Hüseyin” ve “Orijinalinden Pahalı Korsan ‘Don Kişot’”.

Tezahürata gelirsek;
“Çarşamba’da doğdu,
Tiyatrocu oldu,
Helâl olsun sana,
Ferhan Baba, Ferhan Baba!”

Ferhan Abimiz “Gassaraylı”, bendeniz “Fenerli”, tezahüratın orijinali “Çarşılı”. Üç büyüğü, bir başka büyük, tiyatronun büyüğüyle, bir araya getirmiş bulundum. Ferhan Şensoy’u da okuyun ve okutturun efendim. İyi okumalar.