Balkan edebiyatı hiç okumamıştım daha önce . İyi ki de okumuşum der miyim bilemedim doğrusu . Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Uzun zamandır bir kitabı nasıl yorumlarım acaba diye düşündüğüm olmamıştı. Kitabın türü Roman . Hani roman denince tek kurgu bekliyor ya insan . İşte ben de o an sayfalar ilerledikçe kala kaldım .Kimi yerler deneme- inceleme kimi yerler alıntılarla dolu. Başlarda kurgunun Minotor (kafası boğa vücudu insan ) üzerinden gideceğini düşünmüştüm ama pek öyle olmadı . (Aslında anlatıcının hikayelerinin alt yapısında hissediliyordu hem de hüzünlü bir şekilde. ) Hep bir labirentin içinde dolanıp durduk okuyucu olarak , bir oradan bir buraya savrulduk yaprak misali. Mitoloji , felsefe , psikoloji, tarih(Dünya Savaşları ),Bulgarisatan’ın sosyal ve siyasi hayatı,iç hesaplaşmalar ,hüzün, empati.. hepsi bir arada harmanlanmış güzel ve insan beynini adeta zorlayan bir kitap. Başlarda sizi zorlasa da pes etmeyin. Altı çizilecek o kadar güzel alıntılar var ki. Benim en çok etkilendiğim olaylar; Minotor ‘un hayatı ve anlatıcının yazmak için çocukluğunun geçtiği yere geri dönmesi oldu. Tam bir edebiyat okumak istiyorum , devrelerim yansın diyorsanız buyrun .. keyifle okuyun…
Ha bu arada kapaktan bahsetmem gerekirse , kapaktaki görsel Picasso’nun 1958 yılında resmettiği Minotorların Kralı adlı eseri ve kesinlikle kitapla uyumu muhteşem . ‘’ Bana okumayı ölüler öğretti... O zamandan beri okuduğum şeyler, genel olarak, ölüler tarafından yazılmış.’’