272 syf.
·3 günde·7/10
Yaklaşık iki asır önce yazılmış kült bir eser. Defalarca filmi çekilmiş, birçok sanat dalını etkileyen farklı bir yapıt.

Mektuplarla başlayıp biten romanda olaylar; metafizik, simya, yaşam iksiri, insan anatomisi gibi konulara ilgi duyan Victor Frankenstein’in tıp eğitimi almasıyla başlıyor. Esere adını veren de aslında bu karakter. Edindiği bilgi birikimiyle, akla ve duygulara sahip bir canlı yaratmak isteyen Frankenstein; tahminlerinin aksine devasa bir çirkin yaratık ortaya çıkarır. Eserinden tiksinip kaçar. Kitap boyunca da ondan hep sefil, iblis, ifrit şeklinde bahsediyor. Yaratıcısının ve iyiniyetle yaklaştığı insanların kendisine ön yargılı davrandığını, onlar tarafından sevilmediğini fark eden kimlik arayışındaki yaratık ise korkunç var oluşundan muzdarip, farklı yollar denemeye başlar.

Roman, salt korku ve bilim-kurgudan ibaret değil. Aksine duygusallık, dram ve gerilim ön planda. Gotik tarzda psikolojik çözümlemeler, içsel hesaplaşmalar, karakter analizleri okuru düşünmeye sevk ediyor. İnsanoğlunun; estetik algısının dışında, farklı olana karşı takındığı önyargılı ve kibirli tavır gözler önüne seriliyor.

Kitap, bilimsel keşiflerin henüz yapılmaya başlandığı 1800lü yıllarda yazılmış. Bu nedenle dönemin bilime ve geleceğe bakışını anlayabilmek adına önemli bir eser sayılabilir. Yazarının kitabı yazmaya başladığında 19, bitirdiğinde 21 yaşında olması da eseri oldukça ilginç kılıyor.

Mary Shelley, annesini henüz bir aylıkken kaybetmiş. Babasının yeni eşi onun eğitimi ile pek ilgili olmadığı için Shelley, kendi kendine öğretmenlik yapmış. Öyle ki hem evde hem de annesinin mezarı başında saatlerce kitap okumayı alışkanlık haline getirmiş. Trajedi dolu hayatında Shelley, ilk iki çocuğunun küçük yaşta ölümüne ve kız kardeşinin intiharına şahit olmuş. Bütün bunlardan hareketle, onun sevdiklerini geri getirme arzusunun Frankenstein’da birçok temayı etkilediği düşünülüyor.

Kitapla ilgili beklentimi karşılamayan noktalardan birisi, yaratığın hayata geliş anının üstünkörü anlatılmış olmasıydı. Ancak sonrasında yaratığın insanları gözlemleyerek öğrenme sürecini anlattığı ve felsefi çıkarımlar yaptığı bölümler oldukça etkileyiciydi. Sözünde durmayan, çıkarcı ve sahtekar bir misyon yüklenen Türk karakteri ise anlamsız gereksiz buldum. Genel anlamda konu ve kurgu anlamında dönemine göre başarılı bir eser olduğu söyleyebilirim.