Annem Alişan Kapaklıkaya'nın konferansına gitmiş ve aldığı kitabı benim adıma imzalatmış. Hep böyle yapar :)
Yazarı herkes gibi bende Siyah Pantolon hikayesiyle tanıdım. Hatta o hikaye bu kitapta. Ama kendisinden dinlediğimdeki duyguyu yakalayamadım okurken. Hitabeti kuvvetli biri kitabın diliyse çok basit sanırım bu yüzden. Fakat çok içten yazılmış o sebeple de çok keyifli oldu okumak. Zaten başlıklarla ayrılmış kısa anılarından oluşuyor. Doğduğu köyü, yaşadığı zorlukları, ilkokul anılarını ve o zamanlar için kafasındaki cevapsız soruları paylaşıyor bizimle. Toplumsal sorunlara da değiniyor. Bazen güldürdü bazen hüzünlendirdi. Anne babamdan da köy yaşamına dair hikayeler dinlediğim için alışığım, severim de.
Keşke Savaş öğretmen ve Mahir hoca gibileri olmasa okurken ciddi anlamda öfkelendim. Çocukların hayatına dokunurken bırakacağımız iz güzel mi olacak yoksa yara mı açacak farkında olmalıyız. İsmail hoca ve Melek öğretmen gibi insanlarsa çoğalsa. Hiçbir çocuk böylesine zorluklarla karşılaşmasa. Hayata dair tecrübelerini paylaştığı bu kitabı sevdim.
Redaksiyon çok sıkıntılıydı belirtmeden geçemeyeceğim.