Lisede ezberletirlerdi hep ilk realist roman Araba Sevdası diye. İşte ondan daha fazlası. Keyifli mi keyifli. Her keyifli şeyin sinir bozucu bir tarafı vardır tabi. Bu kitabın da var. Bihruz Bey'in farkında olmadığı saflığı. Kendisi batı hayranı bir mirasyedi. Yarım yamalak Fransızca bilen fakat konuşmaktan çekinmeyen, giyinip kuşanmaya bayılan ve arabasıyla dolaşmaktan inanılmaz zevk alan biri. Aslında başarılı bir tipleme batıcılığı yanlış anlayan kesimi çok iyi yansıtıyor.
Bihruz'un kendi kendine yaşadığı aşkı okuyoruz. Kitapta Fransızca kelimeler parantez içinde verilmişti ve o kadar çok Osmanlıca kelime vardı ki gerçekten bir ara okumak çok zorlaştı. Sadeleştirilmiş versiyon bulup öyle okumak lazım.
En dikkatimi çeken şey ise Recaizade'nin ilk 3 sayfa boyunca Çamlıca Bahçesini betimleyip sonra kabaca anlattığım bu yer diye devam etmesi. Bahçe resmen gözümde canlandı o kadar detaylı bir anlatım var. Aralarda yazarın olayı kesip kendi fikrini söylemesi de alışık olmadığımız bir şey tabi. Ama sevimli.
Recaizade'nin tek romanı.
Seni seviyorum Recaizade çünkü sen edebiyatın babasısın ve ben bir sözelciyim:)
Kitabın sonu gayet olması gerektiği gibiydi bence. Kendi kendine gelin güvey olursan böyle olur Bihruz.
*Recaizade "Recai'nin oğlu" demek tıpkı beyzade gibi "Bey oğlu"
Bende edebiyat dersinde öğrendim paylaşmak güzeldir.