Pornonun ortaya çıkardığı sorun ilk olarak aklın zayıf noktasını tokatlamasıdır. Porno söze ya da düşünceye başvurmadan direkt olarak fantezilerin merkezine yönelir. Önce erekte oluruz ya da ıslanırız ve ancak bunun ardından nedenini sorabiliriz. Otosansür refleksleri altüst olur. Porno görüntüsü bize seçenek bırakmaz: İşte seni azdıran şey, işte tepki verdiğin şey. Bizi tahrik etmek için hangi düğmeye basmak gerektiğini bize porno gösterir. Pornonun büyük gücü, bir nevi gizemli boyutu budur. Porno karşıtı birçok militan da bundan dolayı gerilir ve haykırır. Kendi arzularının yüzlerine karşı ifade edilmesine, susmayı ve görünmez kılmayı tercih ettikleri şeylerin bilmeleri için önlerine konulmasına karşı çıkarlar.
Porno gerçek bir sorunu ortaya çıkarır: Arzuyu dışavurur ve bir yüceltme olanağı sunmayacak kadar hızlı bir şekilde ona bir yatışma önerir. Bu açıdan işlevseldir: Kültürümüzde aşırı cinsel taşkınlık (şehirde cinselliği çağrıştıran tün göstergeler tamamıyla beynimizi istila eder) ile cinsel gerçekliğin abartılı reddi (sonsuz bir seks partisi içinde yaşamıyoruz, izinli ya da olası şeyler sınırlı) arasındaki gerilim. Porno, basınç farklılığını dengelemek adına, bu gerilimi fiziksel bir boşalmayla sona erdirir. Fakat azdırıcı olan şey çoğunlukla yüz kızartıcıdır. Özel alanlarında, kapalı perdeler ardında kendilerini azdıran şeyi kamusal olarak da sahiplenen pek az kişi vardır. Genelde bunu cinsel partnerimizle bile konuşmayı tercih etmeyiz. Beni ıslatan şey özel bir mevzudur zira bunun bana verdiği imge gündelik toplumsal kimliğimle uyumsuzdur.
Cinsel fantezilerimiz, rüyalarımızın saptırarak yaptığı gibi bize dair bir şeyler söyler, lakin fiilen olmasını arzuladığımız şeye dair tamamen suskun kalır.
Aşikardır ki birçok heteroseksüel erkek başka erkekler tarafından becerilme ya da bir kadın tarafından aşağılanma, mahvedilme düşüncesiyle erekte olur ve yine aşikardır ki birçok kadın şiddete uğrama, gang bang’e girme ya da başka kadınlar tarafından becerilme düşüncesiyle ıslanır. Bunun yanı sıra, porno karşısında utanabiliriz, çünkü doyumsuz kızışmışlığımızda hayal kurarken dahi uyanmayan şeyleri ortaya çıkarır. Bizi azdıran ya da azdırmayan şeyler kontrolsüz, karanlık bölgelerin sonucudur ve bunlar bilinçli bir şekilde arzuladıklarımızla ender olarak uyumludur. Eğer kontrolü elden bırakmayı ve tanıdık alışkanlıklardan uzaklaşmayı seviyorsak, bu sinema janrının yararına dönüşür ama aynı zamanda her şeyi kontrol altına alamamaktan korkuyorsak, aynı sinema janrının tehlikesi de budur.
Pornodan, sanki bir film değilmişcesine, sıklıkla gerçeğin bir görüntüsü olmasını talep ediyoruz. Mesela kadın oyunculara haz alıyor numarası yaptıkları için sitem ediyoruz. Oysa onlar orada bunun için var, onlara bunun için para ödeniyor, bunu yapmayı öğrendiler. Britney Spears’a her akşam sahnede yaptığı gibi dans etmeyi canının isteyip istemediğini sormuyoruz. O bunun için sahneye geldi, biz bunu görmek için para ödedik, herkes kendi işini yapıyor ve kimse “bence rol yapıyor” diye söylenmiyor. Özü itibariyle bir yanılsama tekniği olan sinemadan asla talep etmediğimiz şeyi pornodan talep ediyoruz: Porno gerçeği dillendirmeli.
Virginie Despentes
Sayfa 64 - Porno Cadıları bölümü