-( Gerçek, sadece daha derin bir gerçekliği örter. Dolayısıyla Kâinat, kendisinde daha derin bir gerçekliğin ifâdesidir.)
-( Kâinat'ın bütün tanecikleri nihayette birbirinden ayrılamaz; bundan dolayı, müşahid, müşahede ettiği şeyden ibarettir. Öyleyse insan, Kâinat'tan başka bir şey değildir.)
-( Kâinat, kendini gözlemek - müşahede etmek için, kendisini "gözleyen" ve "gözlenen" şeklinde ayırmalıdır. Bu bize, Kâinat'ın kendisini bölmesi ve vücuda gelmesinin temel sebebini açıklar. Kendisini yaratmadaki temel saik, belki de kendisini algılama-idrak isteğidir. Fakat kendisini parçalara ayırarak, kısmen kendisini nefyeder ve böylece kendisinden kısmen ayrılır.)