Yukarıdaki varsayımın çok önemli başka bir boyutunu ise şu teori oluşturuyor: Batı’nın “fenni (bilimi) ve tekniği” yerine, kültürü ve üstyapı kurumları (hukuku, yönetim biçimi vb.) alındı. (...)

İkinci büyük yanlış da bu efsanedir. Çünkü ilk varsayımı tamamlayan bu yaklaşım, Batı’nın bilimini ve tekniğini yaratan şeyin, onun kültürü olduğunu görmüyor. Dahası bu gerçeği reddediyor. Çünkü Batı kültürü denildiğinde aklına din geliyor. Oysa modern Batı kültürünü yaratan şey dinin eleştirisidir. Marx’ın işaret ettiği gibi bu eleştiri tamamlandıktan sonra Batı bugünkü “uygarlık” seviyesine ulaştı. Bu dinin ortadan kaldırılması anlamına gelmiyordu. Din insanların özel hayatlarına bırakılıyor ve orada özgürce yaşanması sağlanıyordu. İdeal tanım buydu.

Batı kültürünü oluşturan olgu, sekülerizmi (laikliği) devlet ve toplum yaşamına egemen kılmak, insan aklının özgürleştirilmesi, dünyayı ve toplumu akıl ve bilimle yönetmenin esas alınmasıydı. Özgür felsefe, bilim ve bütün bunların üzerine yükselen edebiyattı. İşte Batı’nın “fenni ve tekniği” denilen şeyi bu kültür yaratmıştı.