116 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Muallaim Naci'nin "Ömerin Çocukluğu" eserinden sonra çocukluğumu özler oldum.Demek istediğim şimdi ki çocukların yaşadığı çocuklukla bizimkiler bir mi? Arada dağlar kadar fark var.

Çocukluk dönemi başkadır. Hele ki doya doya yaşanmış bir çocukluk unutulur mu hiç? İlkokula giderken o ilk sıraya oturduğumuzda ki heyecan,sonra karne alınırken büyükler tarafından verilen harçlıklar ve başımızın okşanması ve dizlerin çamura değmemesi ve dizlerin yara bere olmaması bunlar olmadan çocukluk olur mu?

Çocuğuyla ilgilenmeyen onu elindeki tablete vb. gibi cihazlara teslim eden aileler kendi çocukluğunuzu neden kendi çocuklarınıza yaşatmıyorsunuz?

Rus edebiyatını çok seviyorum. Yazarlar kendi kültürlerini ve tarihlerini çok iyi kaleme alıyorlar. Kendi Edebiyatımızda ki klasikleri okudukça kendi kültürümü ve tarihimi daha iyi tanıyorum. Çünkü geçmişini bilmeyen birey geleceğe nasıl aydınlık bir şekilde bakabilir. Bu yüzden edebiyatımızın klasikleri bizim için birer hazine niteliğindedir.

Falaka, Ahmet Rasim'in kendi çocukluk anılarını kaleme aldığı dönemin eğitim sisteminin anlatıldığı bir eser. Beni en çok gülümseten yerler yazarın çocukluk endişelerini özellikle okulda ki Falaka cezası korkusunu tatlı bir üslupla anlatması oldu.

Türk Klasikleri okudukça sanki keşfedilmemiş yerleri keşfediyorum gibi veya bir define bulmuş gibi mesut oluyorum. Özellikle eğitim sisteminin üzerinde durması sistemin nasıl geliştiğini ve her sistem de mutlaka çürük tarafların olduğunu anlatarak bir eğitimcinin nasıl olmasını gerektiğine dikkat çekmiş.