Galileo'nun Pergeli, Küçük İskender'den okuduğum ilk kitap. Küçük İskender'i ise sadece facebook'tan paylaşılan atarlı sözlerinden tanıyordum (ki şair o sözlerin büyük bir çoğunluğunun kendisine ait olmadığını söylüyor). O sözler hoşuma gidiyordu ama yazdığı kitapları sevip sevmeyeceğimden emin değildim çünkü ben şiiri pek sevmem. O yüzden Küçük İskender'in ilk olarak bir şiir kitabını değil de denemesini okuduğum için mutluyum çünkü büyük ihtimalle şiir kitabını bu kadar sevmezdim.
Galileo'nun Pergeli özellikle seçtiğim bir kitap değil. Sadece bir Küçük İskender kitabı okumak istemiştim, şansıma bu kitap çıktı. İyi ki de çıkmış çünkü kitabı çok beğendim. Deneme zaten genel olarak sevdiğim bir tür. Küçük İskender de bu türde başarılı bir yazar. Çok farklı çalışan ve düşünen bir kafası var. Yaptığı benzetmeler, verdiği örnekler, kurduğu cümleler her insanın aklına gelecek şeyler değil. Ben bu tarzı sevdim. Hatta o kadar sevdim ki kitabı okurken bir elimde sürekli kalem vardı çünkü neredeyse her sayfada hoşuma giden ve altını çizeceğim cümleler buluyordum.
Denemesini çok sevdiğim ve başarılı bulduğum Küçük İskender'in şiir kitaplarını da aynı oranda seveceğimden emin değilim çünkü cümleler ağır anlamlar içeriyor ve öyle okuyup geçeceğin basit bir dille yazılmamış. Üstünde düşünmen ve cümleyi sindirmen gerekiyor. Birkaç cümleden oluşan yazılar için bu çok zor olmadı ama birkaç sayfa süren şiirlerde aynı dikkati korumaya çalışmak zor olabilir. Tabii bu düşüncemde haklı olup olmadığımı öğrenmek için tek bir yol var, o da Küçük İskender'in bir şiir kitabını okumak. Bunu da en kısa zamanda yapacağım sanırım.