·252 syf.····Okunma: 29 Haziran 2019 14:36 Dili sade, akıcı, sürükleyici bir kitap. Elinize aldığınız anda sizi kendine çekmeyi başarıyor.
Artık konusuna geçmeliyim sanırım
Edirne’de geçen romanımız 20. Yüzyılda Arto Usta tarafından yapılan evin 75 yıllık yaşamını ceviz ağacının tanıklığı ile aktarıyor bize.
Arto Usta’nın torunu Garo Edirne’ye; annesinin geçmişini, yaşadığı evi araştırmak için geliyor.
Evin 3. nesil sahibi Saliha Hanım başlarda tedirgin olup evin kendine ait olduğunu söyleyerek geri çeviriyor misafirini. Bulgaristan göçmeni olan Saliha Hanımın bu tavrı yanlış karşılanmamalıdır belki de. Evinden yurdundan birkaç gün içinde hiçbir açıklama yapılmadan çıkarılan kendi değil midir?
Gece boyunca düşünür Saliha Hanım. Garo’nun annesi de aynı kaderi yaşamış bir Ermeni göçmeni, ne olur sanki Garo’yu evine alsa.
Ertesi gün hemen börekleri, poğaçaları yapıp Garo’ya haber gönderir.
Garo gelir ve sohbet başlar... 🦱
Arto Usta gitme vaktinin geldiğini anladığında evin anahtarını, eşyalarını komşuları Terzi Beto‘ya emanet eder bir gün gelmek ümidi ile...
Bir yıl içinde dönmeyince gidenler Terzi Beto ailesi ile taşınır eve taa ki onların da gitme vakti gelene kadar.
Giderlerken evi Saliha Hanımın eşi İlyas Beye satarlar.
Kaç nesili bir arada tutmuştur bu güzel, sevimli ev...
Ermeni, Yahudi, Müslüman üç neslin evi...
Saliha Hanımın biricik torunu Nur’un da güzel zamanlarının geçtiği bir evdir burası.
Garo ile Nur’un tanışma faslı da bir başka güzel... ️
Muhakkak okuyun derim kitabı...