İlk aşk... Aşk denildiğinde aklınıza ne gelir? Peki ya, ilk aşk denildiğinde? Bu soruyu yanıtsız bırakacağım zira herkesin aşk tanımı, aşkı yaşayışı, hissedişi farklı. Herkes bu soruyu kendi için, kendi içsel arayışı için cevaplamalı diye düşünüyorum. Bundandır ki bu kitap bende hissettirdiklerini sizde hissettirmeyebilir, tıpkı sizin hissettiklerinizi de benim hissedemeyeceğim gibi.

İlk gençlik yıllarını yaşayan bir gencin ruhunda bir yolculuk yaptırıyor kitap bizlere. Daha hayat konusunda ham olan bu çocuğun hiç bilmediği bu duyguyla karşılaşmasına, harmanlanmasına, yıpranmasına, sevinçlerine ve acı içinde kıvranmasına tanıklık ederek nasıl piştiğini göreceksiniz. Aşk bu kadarla kalmıyor kitapta; çeşit çeşit aşka da şahit oluyoruz. Bir de unutmadan; Turgenyev bu kitabında da güzel betimlemeler ve karakter işlemeleri yapmış.

Büyük bir beklentiyle okuduğum bir kitaptı fakat nedense duyguların yoğunluğu bana tesir etmedi. Bazı olaylar karşısında karakterlerin tepkisizliği -iç dünyalarında yaşamaları- beni rahatsız etti. Bence bunun sebebi yazar ile aşk konusunda -belki tutku da olabilir- aynı frekansta olmayışımız. Fakat dediğim gibi, bu kitap bende yarattığı hisleri sizde yaratmayabilir.

Kendi frekansınıza uygun bir aşkı -hatta belki ilk aşkı- bulabilmeniz, hissedebilmeniz dileğiyle, keyifli okumalar.