152 syf.
·8/10
Bizler hiçbir şeyin farkında değiliz. Dünya çok farklı olaylar peşinde koşarken biz hashtag bile kullanamıyoruz. Sosyal medya artık bir dedikodu mekanı. Telefonlarımızın camlarının arkasındaki dijital dünyaya her yere baktığımızdan daha çok bakıyoruz. Çok önemli işler peşindeymişiz gibi her ortamda, her koşulda bakmadan duramıyoruz. Ailemizle vakit geçiriyor zannederken sadece yanlarında oturup onların da kendi ekranlarına bakmasını seyrediyoruz.’Nasılsın?’ sorusunu bile duymuyoruz çoğu zaman. Sanırım Japonya’daydı, yürürken telefonuyla ilgilenenler için özel kaldırım yapmışlar. O kadar kaptırmışız ki kendimizi o ekranlara, kim olduğumuzu bile unutmuşuz. Bir araya geldiğimizde konuşacak 2 kelime bulamıyoruz. Telefonun şarjı bittiğinde ‘şarjım bitti’ diyoruz. Artık onun bedenimizin bir duyusu olduğunu kabul ediyoruz. Sosyal mecralar, doğru amaçlar için kullanıldığında gerçekten çok faydalı bilgiler içeriyor. Ama bizim bu alanlardan çıkardığımız tek şey kim ne yapıyor, nasıl giyiniyor, kiminle yaşıyor. Reha Bey’in bu kitapta değindiği konu çok güzel. Başarılarının devamını can-ı gönülden dilerim. Dış dünyanın pencerelerine bakmak yerine iç dünyamızın pencerelerini görmek dileğiyle..
‘’İnsanların büyük kısmı yaşamıyorlar, sadece varlar’’ Oscar Wilde