·85 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Ağustos 2019 13:09 Gelmiş ve gelecek en kıymetli yazarlardan biri olan Victor Hugo’nun bu eserine tek kelimeyle bayıldım. Kimi yerlerinde nefes almamı zorlaştıran kalbimi çarpıntılara sürükleyen bedenimi ateşler içinde yakan bu romanı okumak benim için unutulmaz bir serüvendi. Okuma boyunca zihnimi 2 soru ciddi şekilde meşgul etti. Birincisi: “Cinayeti işleyen katil mi, idamı bir şölen gibi izlemek için can atan toplum mu?” Bu korkunç olay karşısında insanların coşkusu, bir film seyredermişcesine meydanları hıncahınç dolduruşları kanımı dondurdu. Orada, idam sehpasındaki bir insandı! Sen ve ben gibi!Üstelik bizler hayatlarımızın nasıl sonlanacağını bilmezken, kaderin bizlere ne gibi sürprizleri olduğunu bilmeden sonsuz bir hayatımız varmışçasına yaşarken... Belki de o kalabalığın içinden bazılarımızı kader günün birinde o sehpaya çıkaracaktı! Bunu yazar da olağanüstü güzellikte ifade etmiş, alıntılamıştım zaten. İkinci soru da: Ölmektense tutsak bir şekilde yaşamak daha mı iyidir? Bu soruya kendi kendime tabi ki ölüm daha iyidir diye yanıt vermiştim ben de tıpkı karakter gibi. Ama korkunç sona yaklaştıkça aslında insanın nasıl da yaşamaya eğilimli olduğunu acı bir şekilde anladım karakterle birlikte. Üstelik yaşamla arasındaki son köprü de yıkılmış, koşulsuz sevgi kaynağı biricik can parçası evladı bile kendini tanımamıştı. Buna rağmen insanoğlu yaşamak istiyordu. Ama çoktan karar alınmış saat 4 olmuştu bile.
Herkese keyifli okumalar.