Kanaatimce, mesele evde TV olup olmaması değildir. Hatta olması gerekir. Mesele şu ki; bütün hayatımızı iyi vatandaş sorumluluğuna adarsak, iyi ile kötüyü ayırmayı iyi derecede bilebilirsek (bu eğitim işidir), bugün söylemimiz "televizyonum elbette var, seçimlerim de var" diyebiliriz. Medeniyetin varlığını TV tehdit etmez, bireyin beyninin sorumsuz çalışması tehdit eder. Karanlık örtüyü, yok etmeyi otokrasi sever. TV niz olsun ama seçici olan aklınız buna eşlik etsin. Akıl, evlilik programını seçiyorsa, akıl çocuğunun eline tableti veriyorsa sussun diye.. bir tık ilerisi "ben kendime, çocuğuma ve topluma ne veriyorum?" sorusu olsun. Bu soruyu zati her daim sorun kendinize. Ve de en yakınlarınıza "Böyle ne yapıyorsun, al şunu oku, al şunu yap, aklını başına topla..?" diye çıkışın. Yeni Zelanda tabiatını, yeni keşif bir bitkiyi ve Corona tehlikesini TV den (dünyada olan biteni), hele bir de yabancı dil biliyorsak, gerçekleri öğreniriz mesela. Değişimi iletişimle çözün; şiddetsiz iletişim ile. Mücadele edin çevrenizle.