10/10
·572 syf.··
2019 17. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2019 16:23
ACIMASIZ OLMA ȘİMDİ BU KADAR! Sanırım bir Victor Hugo eseri okuduğumu unutarak, büyük bir sıradanlıkla ve özensizlikle, yatağımın bașucuna geçerek sessizce okumaya koyulmuștum bu kitabı. Sanki daha önce Sefiller okumamıșım gibi, Bir İdam M. Okumamıșım gibi cahil ve aldırmazdım. Hepimiz bir romana bașladığımızda sonucun neler olacağını, ya da bizde nasıl bir tesir bırakacağını bilemeyiz. Ama Victor Hugo okuyarsak kuvvetli bir inançla söylüyorum: BİLMELİYİZ! Bir kaldırım üzerinde, çılgın bir kalabalık düșünün. Sokakta gelip geçene, magmadan kopan lavlar gibi, ağız dolusu küfürler yağdırıldığını hayal edin.. Kimin zavallı olduğunu anlayamadığınız bu gruptaki Nefret edilesi bücür Jehan Frollo ile bașlıyor kıdemli eserimiz. Victor Hugo, sizleri 15. Yüzyılın kokușmuș ve çingene Paris'ine götürűyor. Burada, bașta fazla ilgilenmeyip, üzerine düșmediğinuz ama daha sonra son derece üzerine titreyeceğiniz ve yoğunlașacağınız kimi karakterler daha en bașından size basit özellikler ile sunuluyor. Tiyatro izlemeyi bekleyen, etrafındakilere nefret dolu gözlerle bakan ve adliye önünde ha bire kargașa çıkaran Halk; ne iğrenç bir halk! Kimse kimseye yardım eli uzatmıyor. Pis kokulu sokaklarda, sefil hayat süren binlerce masum.. Delik deșik edilmeye hazır binlerce mahkûm. Krallar birkaç Burjuva adamının hizmeti ile birlikte keyif sürüyor, Notre Dame'e kim sığınıyor, içinde barındırdığı rahipler, adamlar ne tür bir yaratık, Paris zenginleri bir șey bilmeden, cahilce, sefilce, zavallıca, bomboș, sahtekâr, șevkle, renkle yașıyor! Victor Hugo'nun betimlemelerine hep hayran kalmıșımdır. Bașka hiçbir yazarda olmayan, uzun soluklu ve bir o kadar da sürükleyici, insanı ordan oraya raks ettiren; sanatkârane bir üslûp... Sefiller kitabında pek rastlamadığım, inanılmaz sıkıcı (Evet!), kafamda canlandıramadığım bir sürű cümleler okudum bir vakit. 20 sayfa ve bu sayfada sadece Paris șehri ve Notre Dame anlatılıyor. Victor Hugo duvarları da Kirișleri de betimliyor. Bu kısım cidden okunmasa da olur cinsten, oldukça sıkıcı ve terletici kısımdı. Ama ben okudum... Burada zannımca herkes patlamıștır. Ama sonra.. Sonra siz değil kitap patlıyor! Kitap birden Hugo'nun efsanevî anlatımına yeniden sarıyor sizi. Ordan oraya koșturan çirkin Kambur'u, Baș Piskopos Claude Frollo'yu, kitaba bir girip bir çıkacak Pierre Gringoire'i, çingene sandığımız Esmeralda'yı, Yüzbașı Phoebus'ü hatta. Baya saçmaladım șuan devam etmicem. Sonuca doğrudan gelmek istiyorum: Victor Hugo, mükemmel bir estetik ile Notre Dame'de yașanan duygusallığı, aksiyonu ve son sahneye dek süren Vahșeti bizlere sunmuș. Bayramlarda yediğiniz lokum gibi etki yaratacak sizlerde bu sunuș... Yukarıda bahsettiğim 20 sayfayı gececek olursak, efsane bir kitap. Bu arada ölüm sahneleri inanılmaz gerçekçi, sanki aklınızda direkt canlanıyor. Kitabın sonu da Martin Scorsese'nin Köstebek filmindeki Asansör sahnesine ya da Tarantino'nun Rezervuar Köpekleri'ndeki o can alıcı son sahneye benziyor.. Ölüm geliyor bir șekilde kardeș. Zangoç, pislik, tek gözlü, canavar suratlı, biçimsiz, çarpık bacaklı Kambur; kalbimizde yașıyorsun.
Notre Dame'in KamburuVictor Hugo · Venedik Yayınları · 201842,2bin okunma
··
59 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İncelemeni Tolkien ile bir kıyaslama yapmadığın için beğendim labdkwndkwndkend emeğine sağlık öğretmen sen hep inceleme yap 😇
Oğuzhan Koçyiğit
Gönderi Sahibi
Doktore ben hep inceleme yapamıcam sanırım, teșekkürler güzel yorumun için 😂😂