Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 10 Eylül 2019 18:45 Kendisini trajik hayat hikayesiyle tanımış olduğum Virgina Wolf yine bir o kadar trajik bir konu olan 'Kadının Edebiyattaki Yerini' 2 yüzyıllık bir zaman diliminde kadının toplumdaki yerine işaret ederek sunmuş önümüze.
Yüzyıllar boyunca kadın , erkek ile bedensel eşitsizliği yüzünden siyasi ve sosyal haklarından mahrum edildi.
Ve aşağılık bir varlık olarak görüldü.
Böyle bir durumda hangi kadın çıkıp kurmaca yazacağını söyleyebilirdi ki? Böyle bir şeye yeltendiginde onun buna nasıl cüret ettiğini söyleyecek ve onu eleştirecek çok fazla engelin olması kaçınılmaz olacaktır.
Ilerleyen yüzyılda kadın yazarlar ortaya çıkmaya başladı bu yazarlar tabiki zengin asil kesimdendi. Basta toplum baskısı ile tam olarak istediklerini yazıya dökememiş olsalar da ilerleyen yıllarda bunlardan kurtularak daha iyi eserler vermeye başladılar.
Çünkü bir kadını en iyi anlatabilecek kişi yine bir kadındı.
Her kadının kendine ait bir odası ve aylık elde edeceği 500 sterlini olması gerektiğini söylüyor yazarımız.
Kendine ait bir odadan kastının ,kadının kendine odaklanacağı ve rahatca düşünebileceği bir zihinsel eylem olarak düşünmüştüm.
Ama yazarımız gerçek anlamada somut bir odadan bahsediyor. Ve kesinlikle haklı kadının kapısını kitleyecegi, bir kurgu veya yazı yazması için kimsenin bölemeyeceği kimseden etkilenmeyeceği bir odası olması gerekiyor.
Aylık 500 sterlin olayı ise şu ;
düşünsel özgürlüğün maddi duruma bağlı olduğunu kadınların yüzyıllardır fakir olduğunu belirtmiş, ekonomik açıdan artik rahat olan kadın daha özgür düşünecek ve yazacaktır.
En çok filozof ve en iyi yazarların ekonomik sıkıntısı olmayan kişilerden olduğunu bildiğimize gore yazarımız bu konuda da haklı çıkıyor.
Yazar feminizmin en iyi şekilde hakkını vermis-ki bildiğiniz gibi feminizim kadın ve erkeğin siyasi ve sosyal haklar bakımında eşit olduğunu savunan bir akımdır- yalnız kendi cinsini yüceltmenin utanç verici olduğunu belirterek (sanırım kitapta en sevdiğim kısım burası oldu) normal ve rahat varoluş halini kadın ve erkeğin ahenk içinde ve ruhen birlikte yaşaması olarak vurgulamış.
Şimdi kadının gerçek hayatta ezik görüldüğü dönemlerde, eserlerinde kadınları üstün olarak anlatan erkekleri nasıl bir samimiyetle okumalıyım?
Bu kitap beni bir cok şeyi sorgulamaya itti sanırım amacın da buydu Virginacım.
Kitabın sonlarına doğru "Sizi yasamaya koyulmanız için daha fazla nasıl cesaretlendirebilirim?" cümleni okuyunca şuandaki kadının çok daha iyi yerlerde olduğunu görebilmeni ve seni cebine taş koyarak nehre atlamaktan alıkoyabilmeyi isterdim.