"Anneler bebeklerine sarıldıklarında bundan hoşlandıklarını göstermezlerse bebek sonunda doğal olan kucaklanma tutkusunu köreltir. Kucaklandıklarında patates çuvalı gibi devrilecek gibi olurlar. Bu çocuklarda "istemeyi bırakmak" vardır. Tabii ki istemeyi tamamen bırakamazsınız; sadece isteme yeteneğinizi fark etmezsiniz. İstemeniz bilinçaltına itilir, orada oldukça ilkel bir düzeyde kalır ve bir an önce ona ulaşılmasını bekler. Bu durumdaki çocuklar anne/babalarının onların ihtiyaçlarıyla, duygularıyla ilgilenmek istemediklerini sanırlar ve duygularını özellikle de kesin olarak bağlanmış oldukları bakıcı kişiden gizlemeyi öğrenirler. Patates çuvalı gibi devrilen bebek okul çocuğu olduğunda anne, günü­nün nasıl geçtiğini sorduğunda sadece tek sözcükle yanıt verir ve anneyi bir kol mesafesi uzaklıkta tutar. Bu çocuk yardım için anneye gitmeyecektir. Sonraları anne ona daha yakın olmak istese bile çocuk artık savunmadadır ve kalın bir duvarın arkasına saklanmıştır. Duyguları kesmenin bir bedeli vardır. Bakıcı kişinin duygularını fark etmediği ve onlara karşılık vermediği çocuklar -daha sonra yetişkin olurlar - kendi duygularının farkına varmakta ve bunları sözcüklere dökmekte zorluklar yaşayacaktır. Bunlar aynı zamanda başka insanların hislerini anlamak konusunda da başarılı olmayacaklardır. Tahmin edebileceğiniz gibi, duyguları fark etmemek ve onlar hakkında konuşmamak sonraki zamanlarda samimi ilişkiler kurmalarını da engelleyecektir ve daha kapalı ve uzak insanlar gibi görüneceklerdir. Sadece istemeyle duyguları yok olmaz ama bilinçaltına saklanır. Baskın olarak bu bağlanma tipine sahip olan kişiler bağ­lanma ihtiyaçlarını sustururlar ve, bir araştırmacının belirttiği gibi, bağlanmakla ilgili işaretlere karşı sağırlaşırlar. En iyisi olabildiğince kendine yeterli olmaktır. Bu tipteki bir kişi ilişkilerinde daha çok silahlanmıştır ve fazla yakınlığa izin vermez. Çok daha ileriki zamanlarda bile başka insanların gerçek bağlanma duyguları geliştirebilecekleri kadar yaklaşmalarına izin vermek onu korkutur; tamamen bağımlı olduğu bebeklik zamanlarındaki reddedilmişlik hissinin dayanılmaz acısı hala çok yakındır."