112 syf.
·Beğendi·10/10
Marx'ın damadının selamlarıyla.. Kapitalist kodamanların yüce kavramlar ve eylemler olarak öne sürdüğü emek, iş, çalışma gibi eylem gerektiren ama para getirmeyen, tam tersine emeği sömürenin zengin olduğu düzen anlayışına mükemmel bir eleştiri kitabı. Çalışmanın aslında ne olduğu, kimin işine geldiği, kime eziyet ettiği, neden bu sürecin hala devam ettiği, proleterlerin bu işkence mekanizmasındaki yeri, çalışma kaldırılırsa ne gibi sorunlar doğacağı ve bu sorunların nasıl çözüleceği gibi başlıklara değinilmiş. Kendine yabancılaşacak kadar çalışmanın ne kadar gereksiz, yorucu, üstelik karşılıksız olduğunu, artı ürünlerin ihtiyaç duyulduğundan çok daha fazlaca üretildiğini ve fazlalıkların dahi üretenler tarafından kullanılamadığı gerçeğini anlatıyor. Kakao toplayıcısı çocukların hayatında hiç çikolata yememiş olması gibi bir şey.. Bu örnek kitaptan değil, bir öğretmen örneği. Kitapta çok daha başkaları var.. "Her devrim kendi çocuğunu yer" mantığından dolayı Dünya'nın işleyişinin düzelişine dair umudunu kaybetmiş biriyken yeniden toparlanmaya başladım diyebilirim, tabı ki bu kitap sayesinde. Emek sömürüsü olduğu sürece hiçbir devrim istenilen, arzu edilen, vaat edilen sonucu veremez. Para ve değeri toplumdaki sınıfları kendiliğinden tekrar oluşturur ve iktidarda olanlar "yeniden" kendilerini üstün görmeye başlar. Sonuç olarak gerçekleşen tek şey altın kaplamalı koltuklarda oturan kişiler olur.. Ama Paul'ün dediği gibi çalışma, iş, emek kavramı ortadan kaldırılırsa, herkes kendi ihtiyacı ve zevki kadar çalışırsa, Bob'ın eklediği şekilde oyun düzenine geçilirse ve kuralına göre oynanırsa.. belki bu sefer çocuğu kurtarabiliriz. Bir kitabın, üstelik tembelliği anlatan bir kitabın bana bunca derin düşünce ve filizlenen umutlar vereceğini tahmin edemezdim.. Yeter, dinlenelim artık!