Türkçe' nin neden bu kadar önemli olduğunu anlatan önemli bir kitap. Yazarın çok önemli tespitleri var. Özellikle mekanikleşen ve hızlanan bu çağda fenni bilimlere rağbet ve itibar artmış gözükmekte. Şuan herkesin dilinde teknoloji, girişimcilik vs gibi konular mevcut ve bunun temelinde insanın güç istenci yatıyor. Pragmatik felsefeler Amerika yahut İngiltere gibi batı ülkelerden tüm dünyaya yayılıyor. işte bu atmosferde dünya siyaseti Türkçe yi dallara ayırmış ve Türki diyebildiğimiz coğrafya da Azeri biri ile bile iletişim kuramaz olmuşuz. Kaldı ki Özbekçe, Kazakça hak getire. Bizi biz yapan şeylerin başında dil gelir. Yani kendi dilimi ne kadar iyi bilirsem. Ne kadar kendi dilimde kelime bilir ve kullanırsam o kadar daha sağlam fikirler neşrederim. Ama yukarıda belirttiğim gibi çağımız insanı dili bir araç olarak görüyor. Çünkü önemli olan kavramdır kanaatindeler kanısındayım. Ancak bu fikir yetersiz bir temele dayanır. Oktay Sinanoğlu dilin iki boyutu vardır der. İlk boyut matematik denklemi gibi a a = b +c denkleminde b yerine aynı değere sahip başka bir değişken kullanabiliriz der ancak dilin diğer boyutu kültürümüzle ilgili olan çağrışım boyutudur. Bardağın İngilizce karşılığı glass tır. Ben Türkçe olarak bardak dediğimde Karacaoğlan' ın bir şiirinde geçen bardak geçtiğin o şiiri hatırlarım. Oysa İngiliz de aynı çağrışım viski içmektir. O halde ben kendi dilimi kullanmak yerine yabancı dili kullanırsam beni tanımlamayan bir kültürün çağrışımını alırım. Benim dilimde Yunus Emre çağrışım yapar. Aşık Veysel, Dede Korkut. Bu bakımdan dil demek o halkın kültürü demektir.
Kitapla ilgili aldığım notları aşağıda paylaşıyorum.
psikolojiminorolojimi.blogspot.com/2019/09/bizimki...