·100 syf.····Okunma: 03 Ekim 2019 14:55 İnsan sorgulamaktan ve kabullenmekten her zaman korkan bir varlık olmuştur.Hayatta her şey yolunda gidiyor gibi görünen o en mükemmel zamanlarda bundan keyifle kaçarken, tersliklerin bir bir boy gösterdiği anlarda istemese de kucağına düşer bu çıkmazın.
İncecik bir kitapta öylesine çaresiz bir adam, binlerce kalabalık içinde bile günümüz insanıyla özdeşleştirilebilecek bir yalnızlık ve yalnızlık korkusunu en etkili şekilde işleyen, aslında bundan daha büyük bir korku olan ölümü içesine hisseden ve hissettiren bir yazar.
Yapıtı için: "Sıradan bir adamın, sıradan ölümünün kendi gözünde tasviridir." diyen Tosltoy' un eserinde oldukça sade ve gerçekçi bir dilinin olmasına karşın,verdiği mesajlar hiç de sıradan değil.Yazar; defalarca kez umut etmekten vazgeçen ama umudun insanın doğasında olduğunun bilincinde olan, bunun sonuncunda hırçınlaşan, ideal bir hayat sürdüğünü düşünüp bununla teselli bulan, kendiyle yüzleştiğinde aslında durumunun görünenden farklı olduğunu anladığında büyük bir karamsarlığa kapılan İvan İlyiç üzerinden ideal yaşamın ne olduğu sorusunu da aklımıza getiriyor. Hayatına dönüp baktığında ise yıllardır hırsla ve neşeyle hep daha fazlasını isteyen, bunun için de çalışmaktan asla vazgeçmeyen İvan, o dönemlerde bunun özlenebilecek bir şey olduğunu düşünse de özlediği tek şeyin çocukluğu olduğunu gördüğünde bambaşka duygulara kapılıyor. Umursamazlık, inkar,çaresizlik,Tanrı'ya isyan, Tanrı'nın varlığı ve yokluğu arasında kalmış karmakarışık çelişkilerle dolu birtakım duygu yığını.
İvan'ı ölüm korkusundan biraz da olsa uzaklaştıran tek kişi; hizmeti ile ilgilenen çalışanı Gerasim olarak karşımıza çıkıyor. Bu durumun sebebiyse Gerasim'in erdemli ve yalansız bir hayatı seçmiş olması.Bunun aksine eşi Praskovya Fyodorovna, kızı Liza ve doktorunun yüzünde gördüğü,hayatı boyunca nefret ettiği en büyük şey "yalan" onlardan iğrenmesine ve onlara karşı büyük bir öfke duymasına sebep oluyor.
"Hayat çok sıradan ve basitti bu nedenle de çok korkunçtu..."