Öncelikle bu bir ortaçağa giriş kitabı degildir. İncelememe bu cümleyle başlamak istedim çünkü bu amaçla kitabı edinmek isteyen arkadaşlar biraz hayal kırıklığına uğrayabilir. Kitap, onlarca farklı ilgi çekici başlık altında size genel bir ortaçağ atmosferi oluşturmayı amaçlıyor ve bunu yaparken de incelediği kavramların ne olduğunu temelden alıp açıklamak yerine direkt analizlerde bulunuyor. Mesela skolastik düşünce ya da feodalite başlığı altında bu kavramların tam olarak ne anlama geldiğini hiç bilmeyen bir insana anlatır gibi anlatmıyor, zaten sizin bunları bildiğinizi farzediyor. Kitabın dilinin ağır olduğunu söylemem güç, fakat bolca atıfta bulunulan yabancı yer adları, kişiler, kitap isimlerinin çokluğu bazen okuyucuyu yorabiliyor. Kitap, donanım bakımından kesinlikle doyurucu. Ortaçağa ilgisi olan her insanın kitaplığında yer alması gereken bir eser. Çeviri meselesine değinirsek çok iyi bir çeviri olmadığı aşikar, yine de okunmayacak kadar kötü olduğunu hatta incelemede bulunmuş başka bir arkadaşın söylediği gibi yarım bırakacak kadar kötü olduğunu söylemek haksızlık olur. Hele de ortaçağ tarihi bakımından dilimize çevrilmiş eserlerin azlığını dikkate alırsak böyle önemli bir tarihçinin böyle önemli bir eserini sırf çeviri çok iyi değil diye okumamak büyük kayıp olur. Bu eseri okurken kendinizi bazen zulüm gören bir çiftçi, bazen şatoda konaklayan bir senyör, bazen de cadı avında yer alan bir ruhban olarak hayal edebilirsiniz. Şimdiden iyi okumalar.