Üniversite öğrenciliğim Diyarbakır da geçti. Bir hızlı Diyarbakır türü yapmış gibi hissettim. Şöyle bir bakıp çıkmak mümkün olmuyor tabi. Yoksulluk, eziyet, hüzün en çokta hüzün peşini bırakmıyor insanın. Meryem ananın taziye evine konuk olupta başka nasıl hissedebilir insan.
Derleme bir kitap bu. Yazarın diyarbakır gözlemleri demek daha doğru gibi. Yazılara çizimler eşlik ediyor. Çizimler genel olarak pek güzeller...
Kitaptaki ilk çizimde mavi gökyüzü , yerler yeşil ve kuşlar uçuyor. Bir hoş oluyorsun. Sonra altta kollarını açmış bir insan; bu güzelliğin sarhoş ettiği biri gibi duruyor, diğer köşede ise silahlarını kuşlara doğrultan iki kişi. 'diyarbakır da yaşamak' isimli ilk yazıya iyi bir giriş gibi. Diyarbakır da yaşamak ince mizahi ile oldukça güzel bir deneme. Diyarbakır 'ın hayata bakışının küçük bir özeti gibi.
El eli tanır, diyarbakır da yaşamak ve Meryem ana yazılarını diğerlerinden daha çok beğendim. Okuyalım okuyalım derim.
Netice de diyarbakır 'ın direnci de, neşesi de, kederi de bu kitapta yer bulabilmiş. Keder ancak içine mizah katılarak katlanılabilir/okunabilir kılınıyor... Kitapta bolca iyi mizah var.
Kitaptaki bir duvar yazısı ile bitireyim; "çirkin de değiliz güzel de/ öfkeliyiz öfkeli"...