“Tarihsel roman” denen türe ilişkin, asla açıkça belirtilmese de muazzam olan güçlüğün -belki de imkânsızlığın- nedenini ben işte burada buluyorum. Hayali bir evrene aynı zamanda tarihsel bir gerçeklik verme iddiası iki ufuk arasında bitmeyen bir çatışmayı sürdürür.

(Elin adamının imkansız gibi gördüğünü birçok defa gerçekleştiren bir Kemal Tahir’imiz var...)