Bir tutkuya bağlanmak, en lüzumsuz hayatın bile sürdürülebilirliğini sağlayabilir. Yalnızca bununla kalmayıp anlamlı bir hayata da olanak tanır. Giderek anlamsızlaşan hayatların tek sebebi tutku ve sevgi yoksunluğundan kaynaklanıyordur belki de. Modern zamanların bencil insanı kendinden başka kimseyi sevmemekle kodlanmış. Bu da büyük bir anlam boşluğu yaratıyor hayatlarımızda. Zweig bu kısacık öyküsüyle geçmişten günümüze "Bizi ölme isteğinden alıkoyan yaşamdaki en sağlam dayanak, herhangi bir şeye tutkuyla bağlanmaktır." diye haykırıyor sanki. Peki nereye kadar? Tutkularımız tüm ihtimallerini yitirdiğinde ne olacak? sorularını kendi kendime sormamla sonlanan güzel ve ütopik bir aşk masalıydı Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu.