384 syf.
·Beğendi·6/10
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; kitapların ön yüzlerinde “New york times bestseller” yazısını görmekten nefret ediyorum. Burası New York değil ve orada milyonlarca satmış olması da beni alakadar etmiyor. Bunun yerine bizim kitap sitelerimizin çok satanlarını yazsalar çok daha mantıklı olur diye düşünüyorum çünkü girip gerçekten çok mu satmış diye bakmıyoruz. Harbiden mi çok satmış yoksa laf olsun diye mi yazılmış haberimiz yok. Bu nedenle bana tamamen saçma geliyor.

Yazarın tarzını bu kitapla biraz daha benimsediğimi söyleyebilirim. Kesinlikle farklı bir anlatım biçimi ve orijinal konuları olduğunu düşünüyorum lakin fazla uzatılmış bir öyküden de öteye gidemiyorlar benim için. Kitabın anlatımında beni en çok rahatsız eden şey kesinlikle Şişko Charlie idi. Hayır, karaktere sinir olmadım. Beni sinir eden bu ismin milyarlarca kez tekrarlanmış olmasıydı. Milyarlarca demem size abartı gibi gelebilir ama inanın kitap bittiğinde milyarlarca kez “Şişko Charlie” okumuş gibi hissediyorsunuz kendinizi ve bazen fenalık da geçirebiliyorsunuz. Hatta öyle ki bazen ctrl+f yapıp acaba kaç defa bu isim kullanılmış diye bakmak istedim.

Diğer bir konuya gelecek olursak; kapağa bile isminin yazıldığı pek mükemmel çevirmenimizin beni ilk olarak küçük bir kahkahaya, ilerleyen sayfalarda ise gülmeyle karışık bir küfür savurmaya itmiş olması paha biçilemezdi. Peki, neden böyle bir şey diyorum? İlk olarak sizi “Valla” kelimesi karşılıyor, bunu atlatıyorsunuz ve ardından “Allah taksiratını affetsin” cümlesi ile istemsiz olarak gülmeye başlıyorsunuz. Hani diyorum; keşke sonlara doğru olan sayfalarda “Aman Tanrım” kalıbı yerine “Aman Allah’ım” çevirisini de yapsaymış. Yazık olmuş. Bildiğim kadarıyla bu tip durumlarda “Tanrı günahlarını affetsin” gibi bir kalıp kullanılıyor ama çevirmen bunu tercih etmemiş. Aslında bakarsanız bu cümleyi yazarın kullanmış olması da saçma. Neden saçma olduğuna gelecek olursam, tanıtıma bir gönderme yaparak, spoiler vermeden açıklayabilirim. Şişko Charlie ölen babasının bir tanrı olduğunu öğreniyor ve bu cümle de ölen babası için sarf ediliyor.

Sitelerde dolaştığınızda Neil Gaiman şöyle, Neil Gaiman böyle gibi şeylerle karşılaşabilirsiniz ama arkadaşlar Neil Gaiman farklı bir hayal gücüne sahip, mükemmel arkadaşları olan, çok güzel imkânlara ve destekçilere sahip olan bir yazardan fazlası değil. Bunu kitabın son bölümünde görebiliyorsunuz. Açıkçası bizim ülkemizde de bu şekilde kendisine inanılan insanlar ve çevresi olan birileri mükemmel işler başarabilir ve pek tabi bunun biraz da imkânsız olduğunun farkındayım. Unutmadan kitabın ithaf kısmını açtığınızda, okuyan kişiye ithaf edildiğini de görebiliyorsunuz. Evet, bu fikir oldukça hoş ve kendinizi bir nebze de olsa özel hissettiriyor.

Sonuç olarak; bazen sanki bir sunum okuyormuşsunuz gibi hissetmenize neden olan anlatımı, çok fazla isim tekrarı, çeviri karmaşası, değişik bir kurgusu, farklı bir fikri olan bir kitap “Anansi Çocukları”. Başlangıç kısmı fazla uzatılmış gibi gelen, olaylar hızlanmaya başlamasıyla birlikte sonunu tahmin ettiğiniz ve bu tahmininizin (en azından benim için) doğru olduğunu anladığınız bir kitap. Anlatım biçiminin değişikliği ve konunun farklılığı sebebiyle okumanızı öneririm. Bunların dışında pek de önerecek bir şeyim yok. Okumayı düşünenlere Şişko Charlie ile mutluluklar dilerim.