Gönderi

“KARANLIĞA OKUNAN EZANLAR” M.NİHAT MALKOÇ Nihat Genç bu ülkenin ciddiye alınması gereken yazarlarından biridir. Onu hâlâ okumayan varsa bilsin ki zarardadır. Bir an evvel onun, birbirinden güzel ve özel kitaplarından edinin ve “vira bismillah” deyip okumaya girişin. Geçen zamanın kaybını telâfi etmek için yapılması gereken en doğru davranış bu olsa gerek. Geçenlerde yeni bir kitabını gördüm vitrinlerde. İsmini okuyunca ilgim daha da depreşti. “Karanlığa Okunan Ezanlar” adını taşıyan bu kitabı okumaya karar verdim. Gerçi millet olarak yaz aylarında pek kitap okumayız. Yaz aylarında kitap okumak tatil yapmamıza engel olur(muş). Geçenlerde televizyonda izlemiştim. Almanlar tatilde plajlarda güneşlenirken bol bol kitap okuyor. Bir yandan yeni şeyler öğreniyorlar, öbür yandan da dinleniyorlar. Bizimkiler gırgır, şamata, dedikodu üçgeninde vakit öldürüyorlar. “Karanlığa Okunan Ezanlar” Nihat Genç’in birbirinden güzel denemelerin bir araya getirildiği okunulası bir kitap…367 sayfadan meydana geliyor. Cadde Yayınları’ndan çıkmış. Biliyorsunuz ki Genç, Ermenilerin düzenlediği konferansla ilgili bir eleştiri yazısı yazıp gerçekleri deşifre ettiği için hem günlük yazılar yazdığı Akşam gazetesinden, hem de kitaplarının yayınlandığı İletişim yayınlarından kovulmuştu. Bu ülkede fincancı katırlarını ürkütenlerin yükselme, hatta mevcut konumunu koruma şansı yok. Onlara dokunanlar muhakkak rahatsız edilirler. Doğruları dile getirmek adına buna cesaret eden Nihat Genç’i kutlamak lâzım. Bosna Dayanışma Grubu’nun Srebrenica katliamının onuncu yıldönümü nedeniyle düzenlediği bir haftalık Bosna ziyaretine katılan Genç, buradaki manzaradan çok etkilenmiş ve şu sözü söylemiştir: “Artık başka bir adam oldum.” “Karanlığa Okunan Ezanlar” daki “Kutsal Topraklar Bosna “adlı yazıda bununla ilgili olarak şu duygusal sözlere yer veriyor: “Namazında niyazında bir adam değilim, ama gördüğüm her cami duvarına sırtımı verip oturdum, gördüğüm her Osmanlı kalesine koşarak çıktım, gördüğüm her Osmanlı’nın sarıklı mezar taşlarına sarıldım, dokundum ve yanlarında bir müddet çömelip derin derin dertleştim.” Balkanlar, Osmanlı’nın tarihî ve kültürel miraslarıyla dopdolu. Makedonya’da, Bulgaristan’da, Arnavutluk’ta ve Bosna-Hersek’te Osmanlı olanca haşmetiyle capcanlı yaşıyor. İnsanlar hâlâ Osmanlı’ya büyük bir hasret ve sevgi duyuyor. Ne zamanki Osmanlı, Balkanlar’a veda etti, bu topraklar tepeden tırnağa barut kokar oldu. Yakın zaman içerisinde Bosna Hersek’te yaşananlar bunun canlı örneğidir. Sırplar, Bosna’da taş taş üstünde bırakmadılar; gerçek manada tam bir soykırım gerçekleştirdiler. Özellikle Srebrenica katliamı hâlâ hafızalarımızdadır. Binlerce insanın şehit olduğu bu saldırılarda kan oluk oluk akmıştır. Yaşlı genç, çocuk yetişkin demeden insanlar öldürülmüştür. Geçenlerde burada bulunan bir toplu mezar açılmış ve DNA testi sonucunda ölülerin kimlikleri tespit edilerek yeni mezarlarına taşımıştır. Nihat Genç bu toplu mezarların açılışını ve kemiklerin naklini bizzat görmüş ve “Karanlığa Okunan Ezanlar” kitabında okuyucularına aktarmıştır. Toplu mezardan çıkarılan küçük bir kızın cesedi onu hayli düşündürmüştür. Çünkü kızın adı Nihada’ydı. Sözü şimdi yazara verelim: “Srebrenica’nın onuncu yıldönümünde yeni bir toplu mezar açıldı. Toplu mezardan çıkarılanlara DNA testi yapıldı. 650 ceset tabutlara koyulup defnedildi. Oradaydım, törende! Şimdi 650 adet yeni mezar açıldı. Hepsinin başında anneleri, babaları, yakınları… Ama yüzlerce tabutun sahibi yok. Çünkü tüm yakınları öldürülmüş. 650 tabut yan yana koyuldu… Ve Nihat ismi ne çok var. Kimi tabutlar çok hafif… Muhtemeldir ki cesedin sadece bir parçası bulunmuş, bir bacağı ya da kafası. Belki kimi bebektir. Saatler geçiyor, tabut koridorundan hızla akan tabutlar bitmiyor. Az kaldı Nihat, dayan, diyorum. Kenara çekilip biraz dinleniyorum, yeniden koridora giriyorum, önümden geçen bir tabutun ismini okuyorum: ‘Nihada’ yazıyor. Tamam, yoruldun ama Nihat diyorum, bak, hadi yeniden gir koridora, uzan üstüne Nihada yazan tabuta, diyor, yeniden koşuyorum koridora!.. Nihada’nın tabutu geliyor, taşımakla kalmıyor, okşuyor, dokunuyorum… Kimdir Nihada!...” Nihat Genç, Srebrenica’daki toplu mezarlardan çok etkileniyor. Kitabının arka kapağına da bununla ilgili bir yazısından alıntı yapıyor. Bu alıntıda, bundan sonra adını Nihada olarak değiştireceğini söylüyor. Yukarıdaki paragrafın devamı niteliğinde olan arka kapaktaki yazıyı ilginize sunuyorum: “Nihat Genç adımı Nidada olarak değiştirmek istiyorum. Boşnak bir arkadaş buluyorum. Bundan sonra adım Nihat Genç değil, Nihada Genç diyorum. Mezarın başında tebessüm ediyor, Ağbi, Nihada burada kızlara verilen ad… Küçük bir şaşkınlık yaşıyorum, ama vazgeçmiyorum, olsun, adımı Nihada koyacağım, bu küçük kızın adını alacağım… Nihada’nın tabutunu takip ediyorum, önündeki yazıya bakıyorum, yedi yaşında... Tabutu nasıl hafif, sanki içinde kuştüyü var, sanki tabut bomboş, sanki Nihada’nın cesedini bulamamış bir eli bir başı belki yalnız ayaklarını taşıyoruz şimdi...” Kitapta sadece Bosna anlatılmıyor. Birbirinden hoş denemeler var bu iki kapak arasında. Okudukça tarihimizle yüzleşiyor, onurlanıyor ve neticede bugünümüze hayıflanıyoruz. Cihan imparatorluğunun maddî ve manevî anlamda küçülmesine yanıyoruz. Bu kitabı her aydın okumalıdır. Sadece aydınlar mı? Vatanını seven herkes… Nihat Genç her zaman olduğu gibi sözünü kimseden sakınmıyor. Bedelini biraz ağır ödese de o her zaman dimdik durmayı tercih ediyor. “Karanlığa Okunan Ezanlar” ı okumak için daha ne bekliyorsunuz?
Televizyon
··
46 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
M. Nihat Malkoç
Gönderi Sahibi
Eski yazılarımdan...