Galip ERDEM -bilinen daha da güzel adıyla Galip Abi- "memleketi sevmek, milletini sevmek ve bu uğurda gençliğini, hayatını, hayallerini feda etmek" gibi durumların bir arada toplandığı bir bedendir aslında.
Vatan uğruna nice haslet ve hayalden vazgeçip "kendini unutan adam" olmak noktasına erişecek kadar hem de.
İşte tam bu yüzdendir ki Galip Abi, ben ve benim gibi insanlar için seçilebilecek en güzel rol model ve en mantıklı örnektir.
Bu güzel kitap da Galip Abi'yi tanıyan, bilen ve aynı davanın çilesini, hüznünü, heyecanını birlikte paylaşan Osman Oktay beyefendinin güzel ve imrendirici anlatımının eseridir.
Kitabı okuyup bitirdiğimde eğer bir şansım olsaydı da kitabın adı bana sorulsa idi "kendini unutan adam" yerine bu hayatta ve bu ülkü yolunda "olmak istediğim adam" olarak yazmak isterdim; Zira, bu uğurda olmak istediğim ya da hayal edebileceğim noktanın zirvesinde Galip Abi gibi cüssesi küçük ama zekası, dehası, fedakarlıkları dağlar kadar kocaman bir karakter layıkıyla oturmaktadır.
Özetle vatanı seven, milleti için bir şey yapmak isteyen her birey Galip Abi'yi tanımalı ve ondan feyiz almalıdır. Bu yüzdendir ki bu kitap iyi bir biyografiden çok fazlasıdır.
Bu güzel eser sayesinde Galip Abi'nin şu cümlelerini de hatırlamakta fayda var;
"Bizler davayı Ağrı Dağı’nın zirvesine çıkaracaktık. Yola koyulduk.Bin zahmet ve emekle, acılar çekerek dağa tırmandık. Zirveye vardığımızda sevincimiz sonsuzdu. Ama küçük (!) bir noksanımız olduğunu fark ettik. Davayı dağın eteklerinde unutmuştuk. Meğer biz davayı değil, kendimizi zirveye çıkartmışız."