Başlığı okuyunca şöyle anladım: Evde hak ettiğini bulamayan erkek, eşini aldatmakta haklıdır... Bence aldatmanın haklı gerekçesi olamaz. Olmuyorsa ayrılırsın sonra gider yaparsın ne yapacaksan... Hak ettiğin gibi davranılmıyorsa ne durursun öyle yerde...
Bilgi daha kesindir, konuşmalarımın da o minvalde olması gayet doğal. Ben yorum yapmıyorum, yorum yaptığım zaman "bence" ya da "bana göre" ifadelerini kullanmaya özen gösteriyorum zaten. Ama kavramlar bazı anlamlara geliyor ve siz literatürden haberdar olmadan burada fikir beyan ediyorsunuz. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı sağlıklı bulmuyorum. Literatürden haberdar olduğum için argümanlarınızın karşılığının olmadığını da anlayabiliyorum. Bu çoğunluğu baz alan ya da öven yaklaşımlar Plebisit olarak nitelendirilir ve bu kavram pejoratif bir içeriğe sahip. Ayrıca Aristoteles'in türklükle falan alakası yok, bu insanın adı. Adını düzgün söylemelisiniz. Türklükte, insanların isimlerini yanlış söylemek diye bir dil kuralı ya da geleneği var da bizim mi haberimiz yok? Size Güllü, Gülik, Güllük, Gülcik vs vs deseler ne düşünürsünüz? Neyse nasıl biliyorsanız siz öyle yapın ne diyim :) İyi günler
Başlık üzücü. Hemcinslerinize karşı önyargılı olmayın ne olur. Bazen ne yaparsanız yapın erkeğin ruhu koleksiyoncudur, hatta bu meselenin temeli kadının eksikliğinden ziyade kendi eksikliğinden kaynaklanır. Kendini az, yetersiz bulur içten içe ve kanıtlama çabasına girişir.