Oysa ben bu seriye ne umutlarla başlamıştım. Neden böyle oldu? Bir kere zaten ilk kitap çok iyi değilken bir insan yarıda kestiği hikayenin ikinci kitabını neden aynı olayları erkek karakterin ağzından anlatarak yazar? Tamam hadi seri yapacaksın illa bari devamını yazsaydın hikayenin ya da ara ara erkek karakter geçmişe dönseydi. Gerçekten zorla okudum hatta bu ayın okuma modunu düşüren kitap oldu kendisi üçüncü kitabı elimde olduğu için seri bitsin diye okuyacağım eğer çok zamanınız yoksa başlamayın serilerinden bir diğeri.
Çapkın milyarder Nathaniel özel hayatında bir dominanttır. Yeni itaatkarını aradığı sırada başvuruların arasında bir isim dikkatini çeker Abigail King... Yıllar önce bir kütüphanede görüp etkilendiği bu kadını yıllar içinde uzaktan izlemekle yetinen Nathaniel şimdi onun itaatkar olmak istediğini görerek şaşkınlığa uğrar üstelik Abigail daha önce böyle bir ilişki deneyimlememiştir. Bunu yapmaması gerektiğini bile bile genç kadınla bir haftasonu geçirir. İlişkilerini hakim itaatkar olarak sınırlamanın duygulara engel olacağını düşünse de oldukça yanılmaktadır.
"Senin gibi birisinin mutfağında etiketsiz konservelerin ne işi olduğunu düşünüyorum?"
"Küçük olan İtalyan biberi." Tezgaha yaklaştım. "Büyük olan da bana etiketsiz konserve kutuları hakkında kafa tutan son itaatkarımın kalıntıları var."